ANTALYA’DA 240 BİN BİNA İÇİN RİSK UYARISI

İstanbul Maltepe’de bir binanın üç katının çökmesi, Antalya’daki yapı güvenliğini yeniden gündeme taşıdı. İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, kentte bulunan yaklaşık 480 bin binanın en az yarısının 2000 yılından önce inşa edildiğini belirterek yapı stokunun incelenmesi gerektiğine dikkat çekti. Akdoğan, eski binaların tamamının yıkılmasının gerekmediğini, öncelikle riskli yapıların belirlenerek gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.

09 Eki 2026 - 16:27 YAYINLANMA
09 Eki 2026 - 20:44 GÜNCELLEME
ANTALYA’DA 240 BİN BİNA İÇİN RİSK UYARISI

Antalya’da hızla büyüyen kentleşme, eski yapıların güvenliği ve olası afetlere karşı hazırlık konusu yeniden gündemde. İstanbul Maltepe’de yedi katlı bir binanın üç katının çökmesi, yıllardır tartışılan yapı güvenliği meselesini bir kez daha öne çıkardı. Özellikle geçmiş yıllarda inşa edilen binaların mevcut durumunun tespit edilmesi ve risklerin ortaya konulması gerektiği belirtiliyor.

ANTALYA’DA YAPI STOĞUNUN YARISI 2000 ÖNCESİ

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, Antalya’nın yapılaşma geçmişine dikkat çekerek kentteki binaların önemli bir bölümünün eski yönetmelikler döneminde inşa edildiğini ifade etti.

Akdoğan’a göre Antalya’da yapılaşma 1960’lı yıllarda başladı, 1970’li yıllarda hız kazandı ve turizmin gelişmesiyle 1980’li yıllarda daha da yoğunlaştı. Bu süreçte ortaya çıkan yapı stokunun bugünkü güvenlik koşulları açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akdoğan, 2000 yılından önce yapılan binaların bir an önce incelenmesi çağrısında bulundu.

Eski bir binanın yalnızca yapım yılına bakılarak kesin biçimde güvensiz ilan edilmesi mümkün değil. Ancak binanın taşıyıcı sistemi, kullanılan malzemeler, yapım kalitesi, geçirdiği değişiklikler ve mevcut fiziksel durumu uzmanlar tarafından değerlendirilmesi gereken başlıca unsurlar arasında yer alıyor.

480 BİN BİNANIN TAMAMI YIKILMAK ZORUNDA DEĞİL

Antalya’da yaklaşık 480 bin bina bulunduğunu belirten Akdoğan, bu yapıların en az yarısının 2000 yılından önce inşa edildiğini söyledi. Bu durumun, kent genelinde kapsamlı bir yapı güvenliği değerlendirmesini gerekli kıldığını ifade etti.

Akdoğan, eski binaların tamamının yıkılıp yeniden yapılması gerektiği düşüncesine karşı çıkarak önceliğin riskli yapıların belirlenmesi olması gerektiğini vurguladı.

“Binaların tamamının yıkılıp yenilenmesi gerekmiyor. Riskli yapıların bir an önce belirlenmesi gerekiyor” diyen Akdoğan, bu yöndeki çalışmaların gecikmeden tamamlanmasının önemine işaret etti.

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen yapı envanteri çalışmasının daha önce haziran ayında tamamlanmasının öngörüldüğünü, sürenin aralık ayı sonuna kadar uzatıldığını aktaran Akdoğan, çalışmanın gecikmeli de olsa tamamlanacak olmasını önemli bulduğunu belirtti. Akdoğan, söz konusu çalışmanın normal şartlarda 2023 yılı sonunda bitirilmesinin öngörüldüğünü de ifade etti.

KAÇAK KATLAR VE TAŞIYICI SİSTEM MÜDAHALELERİNE DİKKAT

Maltepe’de çöken binayla ilgili kamuoyunda gündeme gelen iddialar arasında taşıyıcı sisteme müdahale edilmesi, imar barışı kapsamında ilave kat yapılması ve alt katlarda korozyon oluşması bulunuyor. Bu iddiaların ilgili incelemelerle doğrulanması gerekirken Akdoğan, benzer sorunların Antalya’daki bazı binalar açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Özellikle ruhsata aykırı çatı katları ve sonradan yapılan ilaveler, binaların mevcut projelerinden farklı bir duruma gelmesine neden olabiliyor. Taşıyıcı elemanlarda izinsiz değişiklik yapılması veya betonarme donatılarının korozyona uğraması da yapısal güvenliği etkileyebilen unsurlar arasında yer alıyor.

Akdoğan, Antalya’da kaçak çatı katlarıyla ilgili soruna dikkat çekerek “Bazı insanlarımız deyim yerindeyse bomba üzerinde oturuyor” ifadesini kullandı.

Uzmanlara göre bu tür risklerin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için binaların yalnızca dış görünüşüne bakılması yeterli değil. Teknik inceleme, gerektiğinde malzeme testleri ve mühendislik değerlendirmeleriyle yapıların gerçek durumunun ortaya konulması gerekiyor.

TRT CADDESİ’NDEKİ BİNA ÖRNEĞİ UNUTULMAMALI

Akdoğan, Antalya’da geçen yıl TRT Caddesi’ndeki bir yapının son anda boşaltıldığını hatırlatarak yapı güvenliğinin yalnızca büyük depremler veya bina çökmeleri yaşandığında gündeme gelmemesi gerektiğini söyledi.

Kentte yapı envanterinin çıkarılmasının tek başına yeterli olmayacağını belirten Akdoğan, incelemelerin ardından uygulanabilir bir yol haritası hazırlanması gerektiğine dikkat çekti.

Bu kapsamda riskli bölgelerin belirlenmesi, kentsel dönüşüm çalışmalarının planlanması ve güçlendirilmesi mümkün olan binalar için gerekli adımların atılması önem taşıyor. Yapıların mevcut durumuna göre güçlendirme, kullanımın sınırlandırılması veya yenileme gibi farklı seçeneklerin uzman değerlendirmeleri doğrultusunda ele alınması gerekiyor.

Akdoğan, binaların güvenliğinin düzenli olarak takip edilmesi gerektiğini belirterek konutların da belirli aralıklarla değerlendirilmesine yönelik bir yaklaşımın önemini vurguladı.

MARAŞ DEPREMİNDEN SONRA AYNI HATALAR TEKRARLANMAMALI

Akdoğan, yapı güvenliği konusunun her deprem veya bina çökmesinin ardından gündeme geldiğini, ancak zamanla geri planda kaldığını belirtti. Kahramanmaraş merkezli depremlerde yaşanan can kayıplarının, güvenli yapıların önemini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.

Yapı güvenliğinin yalnızca teknik bir mesele olmadığını vurgulayan Akdoğan, konunun hem insan hayatını hem de ülke ekonomisini doğrudan ilgilendirdiğini söyledi. Yerel yönetimler ile merkezi idarenin bu alanda öncelikli ve koordineli çalışmalar yürütmesi gerektiğini dile getirdi.

Antalya gibi hızlı büyüyen ve yoğun yapılaşmaya sahip kentlerde, eski yapıların durumunun tespit edilmesi, risklerin öncelik sırasına konulması ve gerekli önlemlerin uygulanması büyük önem taşıyor.

ANTALYA’DA GÖZLER ATILACAK ADIMLARDA

Kentteki yaklaşık 480 bin binanın en az yarısının 2000 yılından önce yapılmış olması, yapı güvenliği çalışmalarının kapsamını ortaya koyan önemli bir veri olarak öne çıkıyor. Ancak asıl belirleyici olan, bu binaların kaçının risk taşıdığının bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi ve sonuçlara göre somut adımlar atılması.

Uzmanların çağrısı, tüm eski binaların doğrudan riskli kabul edilmesinden ziyade, yapıların tek tek veya uygun tarama yöntemleriyle değerlendirilmesi ve tehlike oluşturan yapıların öncelikli olarak ele alınması yönünde.

Antalya’da yapı güvenliği, yalnızca yeni bir çökme yaşandığında hatırlanacak bir konu olmaktan çıkarılmalı. Yapı envanterinin tamamlanması, riskli binaların belirlenmesi ve gerekli güçlendirme ya da yenileme çalışmalarının planlı biçimde yürütülmesi, kentte yaşayanların güvenliği açısından kritik önem taşıyor.

Kaynak :
https://www.antalyagundem.com.tr/

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: