KONYAALTI’NDA TARİHE KORUMA KALKANI
Antalya’nın Konyaaltı ilçesinde kalker ocağı faaliyetleri nedeniyle gündeme gelen bölgede, Geç Roma dönemine ait zeytinyağı işliği ve duvar kalıntıları tescil edilerek koruma altına alındı. Hisarçandır Mahallesi’ndeki tarihi kalıntılar birinci grup taşınmaz kültür varlığı olarak kaydedilirken, yeni keşfedilen mağaranın korunmasına yönelik incelemelerde de arkeolojik değerlerin dikkate alınması kararlaştırıldı.
Bölgedeki doğal ve kültürel mirasın geleceği açısından önemli gelişme, kalker ocağı faaliyetlerinin çevresel ve tarihi değerler üzerindeki olası etkilerini yeniden gündeme taşıdı.
KALKER OCAĞI BÖLGESİNDE TARİHİ MİRAS TESCİLLENDİ
Konyaaltı ilçesine bağlı Hisarçandır Mahallesi’nde, açık ocak işletmeciliği ve delme-patlatma yönteminin öngörüldüğü kalker ocağı ruhsat sahasının yakınında bulunan mağara ve çevresindeki tarihi kalıntılar için koruma süreci başlatıldı.
Bölgede gerçekleştirilen incelemeler sonucunda, Geç Roma dönemine tarihlendirilen zeytinyağı işliği ile duvar kalıntılarının kültür varlığı niteliği taşıdığı belirlendi. Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun aldığı kararla söz konusu kalıntılar birinci grup taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edildi.
Karar kapsamında, tarihi yapı kalıntılarının bulunduğu alanın koruma sınırları da koordinatlarıyla belirlendi. Böylece bölgedeki arkeolojik mirasın korunması için resmi bir çerçeve oluşturuldu.
Kalker ocağı ruhsat sahasının sınırında bulunan mağaranın keşfedilmesiyle birlikte, yalnızca yer altındaki doğal oluşumların değil, çevredeki orman dokusunun ve antik dönemden kalan yapıların da birlikte değerlendirilmesi gerektiği yönündeki çağrılar gündeme gelmişti.
KORUMA İÇİN İKİ AYRI KURUMA BAŞVURU YAPILDI
Bölgedeki doğal ve tarihi değerlerin korunması amacıyla eski Antalya Valiliği Kültür Varlıkları Birim Sorumlusu ve restorasyon uzmanı Cemil Karabayram tarafından ilgili kurumlara başvuruda bulunuldu.
Karabayram, orman mülkiyetindeki 21922 ada 1 parselde bulunan mağaranın korunması amacıyla 23 Haziran tarihinde Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne dilekçe verdi. Mağaranın yakınındaki tarihi kalıntıların korunması için de Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na ayrı bir başvuru yaptı.
Böylece doğal oluşum niteliğindeki mağara ile arkeolojik kalıntılar, görev alanları farklı iki koruma biriminin değerlendirmesine sunuldu.
İl Müdürlüğü’nün 27 Temmuz tarihli yazısında, mağaranın korunmasına yönelik talebin Antalya 1 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’nda ele alındığı bildirildi.
Başvurular, bölgenin yalnızca bir maden işletmesi sahası olarak değil, doğal ve kültürel değerleri bir arada barındıran bir alan olarak değerlendirilmesi bakımından önem taşıdı.
MAĞARANIN ÇEVRESİNDE ARKEOLOJİK İNCELEME İSTENDİ
Antalya 1 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu, mağaraya ilişkin ön inceleme raporunu ve 9 Temmuz tarihli inceleme raporunu değerlendirdi.
Komisyonun 23 Temmuz tarihli ve 1493 sayılı kararında, mağaranın bulunduğu alanın ve yakın çevresinin çok sayıda tescilli arkeolojik sit alanına yakın olduğuna dikkat çekildi.
Bölgenin antik dönemlerden itibaren yoğun kültürel kullanıma sahne olduğu belirtilirken, mağaranın içerisinde veya çevresinde henüz belirlenmemiş taşınır ya da taşınmaz kültür varlıklarının bulunabileceği değerlendirildi.
Bu nedenle mağaraya ilişkin koruma sürecinde öncelikle Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün görüşünün alınmasına oy birliğiyle karar verildi.
Söz konusu değerlendirme, mağaranın yalnızca jeolojik özellikleri bakımından değil, arkeolojik açıdan taşıyabileceği olası değerler yönünden de araştırılması gerektiğini ortaya koydu.
GEÇ ROMA DÖNEMİNDEN KALAN ZEYTİNYAĞI İŞLİĞİ
Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 25 Eylül tarihli ve 22794 sayılı kararıyla, Hisarçandır Mahallesi’ndeki 21922 ada 1 parselde bulunan zeytinyağı işliği ve duvar kalıntıları tescil edildi.
Envanter kayıtlarında Geç Roma dönemine tarihlendirilen yapı kalıntıları, birinci grup taşınmaz kültür varlığı olarak sınıflandırıldı. Hazine mülkiyetindeki ormanlık alanda bulunan kalıntıların koruma alanı da harita üzerinde koordinatlarıyla gösterildi.
Bu tescil, bölgede geçmiş dönemlerde yürütülen üretim faaliyetleri ve yerleşim düzeni hakkında bilgi sunabilecek arkeolojik kalıntıların korunması açısından önem taşıyor.
Zeytinyağı işliği ve duvarların günümüze ulaşan bölümlerinin tescillenmesiyle, alandaki tarihi mirasın kayıt altına alınması ve korunmasına yönelik idari süreç de somut bir aşamaya ulaştı.
KAYAYA OYULMUŞ ZEYTİNYAĞI ÜRETİM ALANI TESPİT EDİLDİ
Hazırlanan kültür varlığı envanter fişinde, ormanlık alan içerisinde ana kayaya oyulmuş, yuvarlak biçimli havuza sahip bir zeytinyağı işliğinin bulunduğu belirtildi.
İncelemelerde, zeytinlerin ezildiği bölümün tahribata uğradığı ve ana kaya üzerinde farklı biçimlerde oyukların yer aldığı kaydedildi. Ayrıca işlikle bağlantılı olduğu değerlendirilen, kayaya oyulmuş bir ahşap hatıl yuvası tespit edildi.
Ahşap hatıl yuvaları, geçmişte ahşap kirişlerin veya taşıyıcı elemanların yerleştirilmesi amacıyla oluşturulan boşluklar olarak biliniyor. Söz konusu alanda bu tür bir yuvanın bulunması, yapının inşa tekniği ve kullanım biçiminin anlaşılması açısından arkeolojik önem taşıyor.
İşliğin çevresinde kuru örgü tekniğiyle yapılmış duvar kalıntılarına da rastlandı. İnceleme sonucunda duvarların günümüze temel seviyesinde ulaştığı, zeytinyağı işliğinin ise çeşitli tahribatlara maruz kaldığı belirlendi.
Ana kayaya oyulmuş üretim bölümü, havuz, hatıl yuvası ve duvar kalıntıları, alanın geçmişteki kullanımına ilişkin önemli izler arasında yer alıyor. Bu unsurların birlikte değerlendirilmesi, tarihi yapının niteliğinin ve çevresindeki yerleşimle ilişkisinin anlaşılmasına katkı sağlayabilecek.
KORUMA ALANININ SINIRLARI RESMİLEŞTİRİLİYOR
Tescil kararının ardından Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından 29 Eylül tarihli yazı hazırlandı ve karar ilgili kurumlara iletildi.
Yazıda, belirlenen koruma alanında tamamen veya kısmen kalan taşınmazların kadastral bilgilerinin, koruma sınırları içerisinde kalan bölümlerinin büyüklükleriyle birlikte bildirilmesi istendi.
İşlemlerin tamamlanmasının ardından tapu kütüğünün beyanlar hanesine birinci grup koruma alanı şerhi konulması ve alınan kararın taşınmaz maliklerine tebliğ edilmesi gerektiği belirtildi.
Bu işlemler, tescil kararının ilgili taşınmazların kayıtlarına yansıtılması ve koruma sınırlarının resmi kayıtlarda gösterilmesi bakımından önem taşıyor.
Belirlenen sınırlar, tarihi kalıntıların bulunduğu alanın tanımlanmasını ve koruma süreçlerinin yürütülmesini sağlayacak. Böylece kültür varlığı niteliğindeki yapıların korunmasına ilişkin idari çerçeve daha belirgin hale gelecek.
YENİ MAĞARA, BÖLGENİN DOĞAL DEĞERLERİNİ DE GÜNDEME TAŞIDI
Kalker ocağı ruhsat sahasının hemen sınırında keşfedilen mağara, bölgedeki doğal oluşumların korunmasına yönelik kaygıları da beraberinde getirdi.
Türkiye Mağaracılık Federasyonu’ndan mağaracılar ile yerel çevre gönüllülerinin gerçekleştirdiği ilk inişte, mağaranın yaklaşık 14 metrelik dikey bir inişle başladığı gözlemlendi. Mağara içerisinde damlataş oluşumları, sarkıtlar, odacıklar ve devam eden galerilerin bulunduğu belirtildi.
Mağaranın iç yapısı ve devam eden galerileri, alanın doğal özelliklerinin ayrıntılı biçimde incelenmesini gerekli kılan unsurlar arasında yer alıyor.
Geyikbayırı Yaşam Platformu da mağaranın kalker ocağı ruhsat sahasının hemen sınırında bulunmasına dikkat çekerek bölgenin doğal ve kültürel değerlerinin birlikte ele alınmasını istedi.
Platform, mağaranın yanı sıra çevredeki orman dokusunun, antik çiftlik kalıntılarının ve eski yol izlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Bölgenin birden fazla doğal ve tarihi değeri barındırması, koruma çalışmalarının yalnızca tek bir yapı veya oluşumla sınırlı kalmaması gerektiği yönündeki tartışmaları güçlendirdi.
DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRASIN BİRLİKTE KORUNMASI GÜNDEMDE
Konyaaltı’ndaki gelişmeler, doğal oluşumlar ile arkeolojik kalıntıların aynı bölgede bulunduğu alanlarda koruma süreçlerinin nasıl yürütüleceğini yeniden gündeme getirdi.
Geç Roma dönemine ait zeytinyağı işliği ve duvar kalıntılarının tescil edilmesiyle tarihi miras için somut bir koruma adımı atıldı. Mağaraya ilişkin değerlendirmelerde ise çevredeki arkeolojik sit alanlarının yoğunluğu ve henüz tespit edilmemiş kültür varlıklarının bulunma ihtimali dikkate alındı.
Tarihi kalıntıların tescil edilmesi, bölgedeki kültürel mirasın korunması açısından önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte mağaranın ve çevresindeki doğal değerlerin korunmasına yönelik sürecin, ilgili kurumların değerlendirmeleri doğrultusunda ele alınması önem taşıyor.
Kalker ocağı faaliyetlerinin öngörüldüğü alanın yakınında bulunan mağara, orman dokusu ve antik dönem kalıntıları, bölgenin yalnızca doğal kaynaklarıyla değil, geçmişten bugüne taşıdığı izlerle de değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Konyaaltı Hisarçandır’daki tescil kararıyla Geç Roma döneminden kalan zeytinyağı işliği ve duvar kalıntıları koruma altına alınırken, mağaranın çevresindeki doğal ve arkeolojik değerlerin geleceği de gündemdeki yerini koruyor.
- Antalya
- Konyaaltı
- Kültürel Miras
- Antalya Haber
- Doğal Miras
- zeytinyağı işliği
- Tarihi Kalıntılar
- Hisarçandır
- Kalker Ocağı
- Geç Roma Dönemi
- Mağara
- Cemil Karabayram
- Geyikbayırı Yaşam Platformu