ŞİKE KUMPASI DOSYASINDA ARIBOĞAN’A 5 YIL HAPİS TALEBİ
Futbolda şike kumpası soruşturmasında Lütfi Arıboğan hakkında 2 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca tamamlanan soruşturmada, Arıboğan’ın “FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçunu işlediği iddia edildi. İddianame değerlendirilmek üzere İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilirken, aynı soruşturma kapsamında haklarında inceleme yürütülen üç kişi hakkında takipsizlik kararı verildi.
İDDİANAME MAHKEMEYE GÖNDERİLDİ
Kamuoyunda “futbolda şike kumpası” olarak bilinen soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yöneticisi Lütfi Arıboğan hakkındaki soruşturmayı tamamlayarak iddianame düzenledi.
İddianamede Arıboğan için 2 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Yöneltilen suçlama, FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme kapsamında yer aldı.
Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. İddianamenin kabul edilip edilmeyeceği ve yargılamaya ilişkin sonraki aşamalar mahkemenin değerlendirmesiyle netleşecek.
ÜÇ İSİM HAKKINDA TAKİPSİZLİK KARARI
Soruşturma kapsamında haklarında inceleme yürütülen Ahmet Gülüm, İlhan Helvacı ve Ebru Köksal hakkında takipsizlik kararı verildi.
Böylece soruşturmanın Arıboğan yönünden iddianame aşamasına taşındığı, diğer üç isim bakımından ise takipsizlik kararıyla farklı bir hukuki sonuca ulaşıldığı bildirildi.
İddianamede Fenerbahçe Spor Kulübü suçtan zarar gören, avukatlar Ali Alper Alpoğlu ve Şekip Mosturoğlu ise müşteki sıfatıyla yer aldı.
2011-2012 DÖNEMİNDEKİ TFF GÖREVİ DOSYADA YER ALDI
İddianamede, Lütfi Arıboğan’ın 2011-2012 döneminde TFF 1. Başkan Vekili ve İcra Kurulu Üyesi olarak görev yaptığı hatırlatıldı. Söz konusu dönemde kamuoyunda “3 Temmuz şike operasyonu” olarak bilinen sürecin federasyona yansıyan sportif soruşturmalarının Arıboğan tarafından TFF adına yürütüldüğü belirtildi.
Savcılığın değerlendirmesinde, o dönemde yaşanan gelişmeler, iletişim kayıtları, elektronik posta yazışmaları ve bazı görüşmelere ilişkin tespitler bir arada ele alındı.
İddianamede özellikle, Arıboğan ile geçmişte FETÖ bağlantılı soruşturmalarda adı geçen gazeteci Mehmet Baransu arasındaki iletişim kayıtlarına dikkat çekildi. Dosyada, 13 Temmuz 2011 ile 6 Aralık 2012 tarihleri arasında toplam 101 kez HTS irtibatı tespit edildiği bilgisine yer verildi.
HTS kayıtları, telefonların hangi numaralarla ne zaman iletişim kurduğuna ilişkin verileri içeriyor. Bu tür kayıtlar soruşturmalarda diğer delillerle birlikte değerlendirilirken, tek başına iletişimin içeriğini veya suç işlendiğini ortaya koymuyor.
ELEKTRONİK POSTA YAZIŞMALARI İDDİANAMEDE
İddianamede öne çıkan başlıklardan biri de elektronik posta yazışmaları oldu.
Savcılığın tespitlerine göre, Arıboğan’ın şike soruşturmasıyla ilgili olduğu belirtilen “Emniyet müdürlüğü yazısı ve isim listesi” konulu bir iletiyi, 4 Aralık 2011’de TFF bünyesindeki kurumsal e-posta adresinden kendi şahsi adresine gönderdiği öne sürüldü.
Dosyada, söz konusu iletinin ekinde bulunduğu belirtilen “magicolor..pdf” isimli dosyayla birlikte, 7 Aralık 2011’de Mehmet Baransu’nun kullandığı e-posta adresine de gönderildiği iddiası yer aldı.
Savcılık, bu yazışmayı soruşturmaya ilişkin bilgi ve belgelerin paylaşılması iddiası kapsamında değerlendirdi. İddianamede ayrıca Arıboğan’ın telefon kayıtları üzerinden dönemin bazı emniyet görevlileriyle iletişim kurduğuna ilişkin tespitler de aktarıldı.
Buna göre, Arıboğan’ın ihraç emniyet müdürü Mutlu Ekizoğlu ile 4 Temmuz 2011-17 Haziran 2014 tarihleri arasında 83 kez, güvenlik görevlisi Bülent Özoğlu ile 9 Nisan 2011-2 Nisan 2012 tarihleri arasında 12 kez ve başkomiser Soner Koç ile 2011 yılında iki kez irtibatının tespit edildiği belirtildi.
Söz konusu kayıtlar, iddianamede yer verilen savcılık değerlendirmesinin parçaları olarak dosyaya girdi.
UEFA İLE NYON’DAKİ GÖRÜŞME DE DOSYADA
İddianamede, 3 Temmuz 2011’de başlayan soruşturmanın ardından TFF heyetinin 18 Temmuz 2011’de İsviçre’nin Nyon kentinde UEFA Başmüfettişi Pierre Cornu ile gerçekleştirdiği görüşme de ele alındı.
Arıboğan’ın da yer aldığı heyetin söz konusu görüşmede şike soruşturmasını değerlendirdiği belirtildi. Dosyada, dönemin TFF Hukuk Müşaviri Levent Polat ile TFF Hukuktan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Yunus Egemenoğlu’nun tanık ifadelerine de yer verildi.
İddianameye aktarılan ifadelere göre, söz konusu görüşmede UEFA ile yalnızca basından elde edilen bilgilerin paylaşıldığı beyan edildi.
Savcılık, görüşmeyi ve tanık anlatımlarını diğer iletişim ve belge tespitleriyle birlikte değerlendirerek Arıboğan’ın o dönemdeki faaliyetlerine ilişkin suçlama oluşturdu.
FENERBAHÇE’NİN ŞAMPİYONLAR LİGİ’NE KATILAMAMASI VURGULANDI
İddianamenin önemli bölümlerinden birini, Fenerbahçe’nin 2011-2012 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi’ne katılamaması oluşturdu.
Savcılık değerlendirmesinde, Fenerbahçe’nin turnuvaya katılmasının engellenmesi nedeniyle kulübün elde edebileceği maddi gelirden mahrum kaldığı ve büyük zarara uğradığı ifade edildi.
İddianamede, dönemin TFF yönetiminin aldığı kararlar, UEFA ile yapılan görüşmeler ve basında yayımlanan haberlerin sportif soruşturmalardaki etkisi birlikte ele alındı. Savcılık, Mehmet Baransu ile paylaşıldığı öne sürülen bilgi ve belgelerin, Fenerbahçe aleyhine kamuoyu oluşturulmasına yardımcı olduğu iddiasını dosyaya taşıdı.
Bu kapsamda, basında yer alan bazı haber ve yazıların TFF ve UEFA nezdindeki sportif soruşturmalarda delil olarak kullanıldığı da iddianamede belirtildi.
SAVCILIK: ÖRGÜT MENFAATİNE HAREKET EDİLDİĞİ İDDİASI
İddianamede, Lütfi Arıboğan’ın FETÖ/PDY ile organik bağı bulunduğuna ilişkin somut bir tespit yapılamadığı belirtilmesine karşın, savcılık tarafından farklı bir hukuki değerlendirmeye ulaşıldı.
Savcılık, Arıboğan’ın TFF Başkan Vekili sıfatıyla yürüttüğü sportif soruşturmalar ve UEFA ile gerçekleştirilen görüşmeler üzerinden, örgütün menfaatleri doğrultusunda hareket ettiğini ve bilgi-belge paylaşımı yoluyla örgüte yardım ettiğini iddia etti.
Bu değerlendirme doğrultusunda Arıboğan hakkında örgüte yardım etme suçundan hapis cezası talep edildi.
Ancak iddianamede yer alan suçlamalar, henüz mahkeme tarafından verilmiş kesin bir mahkûmiyet kararı anlamına gelmiyor. Arıboğan’ın hukuki durumuna ilişkin nihai karar, yargılama sürecinde mahkemenin değerlendireceği deliller ve savunmalar doğrultusunda belirlenecek.
GÖZLER MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİNDE
Futbolda şike kumpası soruşturmasında hazırlanan iddianameyle birlikte dosya yargı aşamasına taşındı. Lütfi Arıboğan hakkında 5 yıla kadar hapis cezası istenirken, soruşturmanın diğer şüphelileri Ahmet Gülüm, İlhan Helvacı ve Ebru Köksal hakkında takipsizlik kararı verildi.
İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi durumunda yargılamanın seyri, savcılığın ortaya koyduğu iddialar ile sanık savunmaları ve deliller çerçevesinde şekillenecek.
Türkiye futbol tarihinde uzun süre tartışılan 2011 şike sürecine ilişkin bu yeni gelişme, hem hukuki boyutuyla hem de Fenerbahçe’nin o dönem yaşadığı sportif ve ekonomik sonuçlar bakımından kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor.
- #TFF
- #İddianame
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı
- Fenerbahçe
- Türk futbolu
- UEFA
- Türkiye Futbol Federasyonu
- Lütfi Arıboğan
- futbolda şike kumpası
- FETÖ soruşturması
- Mehmet Baransu
- şike soruşturması
- İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi