TÜRKİYE’DE SAAT PAZARI 1,5 MİLYAR DOLARA ULAŞTI
Türkiye’de saat sektörü, yıllık satış hacmi ve tüketici ilgisiyle dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 1,5 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan pazarda, yılda 8 milyona yakın saat satılıyor.
İthalatın ağırlıkta olduğu sektörde İsviçre ve Japonya menşeli ürünler öne çıkarken, vintage saatlere ve yenilikçi mikro markalara yönelik ilgi de artıyor.
YILLIK SATIŞ 8 MİLYON SAATİ BULUYOR
Tüm Saatçi İş Adamları Derneği (TÜSAD) verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye’de saat pazarının büyüklüğü 2023 yılında 1,37 milyar dolar seviyesine ulaştı. Pazarın 2025 itibarıyla yaklaşık 1,5 milyar dolara yükseldiği tahmin edilirken, yıllık satış adedinin 7,5 ila 8 milyon arasında olduğu belirtiliyor.
Sektördeki büyümenin önümüzdeki yıllarda da sürmesi bekleniyor. Yapılan tahminlere göre Türkiye saat pazarının 2028 yılında 2,35 milyar dolarlık hacme ulaşması öngörülüyor. Hem günlük kullanım hem de hediye tercihi olarak saatlere gösterilen ilgi, pazardaki hareketliliğin temel unsurları arasında yer alıyor.
SAAT İTHALATINDA İSVİÇRE ÖNE ÇIKIYOR
Türkiye’nin saat ithalatı 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 14,7 artarak 525,4 milyon dolara çıktı. İthalat tutarının 2026 yılı sonunda yaklaşık 600 milyon dolara ulaşabileceği tahmin ediliyor.
İthal edilen saatlerin miktarı da geçen yıl yüzde 1,5 artışla 7,57 milyon adede yükseldi. İsviçre, ithalatta değer bakımından öne çıkan ülkelerden biri oldu. İsviçre’den yapılan alımlar, saat ithalatının değer bazında yüzde 71,3’ünü oluştururken adet bazındaki payı yüzde 6,8’de kaldı. Bu tablo, İsviçre menşeli ürünlerin ithalat içindeki yüksek birim değerini ortaya koyuyor.
Türkiye’nin saat ihracatı ise 2025 yılında 41,4 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemde ihraç edilen saat miktarı 349 bin 608 adet olarak kayıtlara geçti. İthalat ve ihracat rakamları, sektörde dış tedarikin ağırlığını koruduğunu gösteriyor.
TÜRKİYE, SAAT MARKALARI İÇİN CAZİP BİR PAZAR
Tüm Saatçi İş Adamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Aydın, Türkiye’nin dinamik bir saat pazarına sahip olduğunu ve tüketicilerin farklı marka ve modellere ilgi gösterdiğini belirtti.
Saatlerin yalnızca bir ihtiyaç ürünü olarak değerlendirilmediğini vurgulayan Aydın, markaların geçmişi, tasarım anlayışı ve hikâyelerinin de satın alma tercihlerinde etkili olduğunu ifade etti. Kadın ve erkek tüketicilerin yanı sıra saatlerin hediye olarak da yoğun talep gördüğünü aktardı.
Aydın’a göre saat üretimi, teknik bilgi ve uzun yıllara dayanan deneyim gerektiriyor. Bu alanda İsviçre ve Japonya gibi ülkeler öne çıkarken, Türkiye’de yerli saat üretiminin oldukça sınırlı olduğu belirtiliyor. Pazardaki ürünlerin önemli bir bölümü İsviçre, Çin, Japonya ve Almanya gibi ülkelerden ithal ediliyor.
SEKTÖRDE 8 BİN CİVARINDA SATIŞ VE TAMİR NOKTASI VAR
Türkiye genelinde yaklaşık 8 bin saat satış ve tamir mağazasının faaliyet gösterdiği tahmin ediliyor. İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya, Adana ve Bursa gibi büyük şehirlerde özellikle yüksek fiyatlı saatlere yönelik talebin daha fazla olduğu ifade ediliyor.
İsviçre ve Japonya menşeli saatler, yüksek fiyatlı ürün segmentinde dikkat çekerken, uluslararası markalar da Türkiye’de mağaza açmayı veya yerel distribütörlerle çalışmayı sürdürüyor.
TÜSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Aydın, sektördeki ticari süreçlerin daha etkin yürütülmesi açısından Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi (TAREKS) kapsamındaki ürün güvenliği denetimlerinin hızlandırılması gerektiğine işaret etti.
VİNTAGE SAATLERE İLGİ YENİDEN ARTIYOR
İstanbul Ticaret Odası Gözlükçülük ve Saatçilik Meslek Komitesi Meclis Üyesi Çağrı Gündoğdu, tüketici tercihlerinde iki önemli eğilimin öne çıktığını belirtti. Bunlardan ilki, geçmiş dönemlerin tasarım anlayışını taşıyan vintage saatlere dönüş.
Gündoğdu, teknolojisi eski olmasına rağmen saatlerin güçlü bir talep görmeye devam ettiğini, geçmiş yılların tasarımlarını yansıtan modellerin koleksiyonerler ve tüketiciler tarafından ilgiyle takip edildiğini ifade etti.
İkinci eğilim ise mikro markaların yükselişi. Daha küçük atölyelerde üretilen, özgün tasarımları ve yenilikçi yaklaşımlarıyla öne çıkan bu markalar, özellikle mekanik saat koleksiyonlarıyla farklı bir tüketici kitlesine hitap ediyor.
Mikro markaların pazarda yarattığı hareketlilik, geleneksel üreticiler açısından da yenilikçi tasarımlara ve farklı koleksiyonlara yönelme ihtiyacını gündeme getiriyor. Böylece saat sektörü, köklü üretim gelenekleriyle yeni tasarım anlayışlarının bir arada bulunduğu bir yapıya dönüşüyor.
10 EKİM DÜNYA SAATÇİLİK GÜNÜ İKİNCİ KEZ KUTLANIYOR
Saatçilik sektörünün uluslararası ölçekte tanıtılmasını amaçlayan 10 Ekim Dünya Saatçilik Günü fikri, Türkiye’den ortaya çıktı. Çağrı Gündoğdu, fikrin ilk kez 10 Ekim 2024’te gündeme getirildiğini, ilk kutlamanın ise 10 Ekim 2025’te gerçekleştirildiğini belirtti.
Günün tarihinin belirlenmesinde saat kadranlarında sıkça kullanılan 10’u 10 geçe görünümünün etkili olduğu ifade ediliyor. Saatlerin tanıtım görsellerinde yaygın biçimde tercih edilen bu konum, kadranın dengeli ve estetik görünmesine katkı sağlıyor.
Gündoğdu, ilk yıl İstanbul Ticaret Odası bünyesinde çeşitli etkinlikler düzenlendiğini, sonraki süreçte de günün daha geniş bir uluslararası katılımla kutlanması için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Geçen yıl İsviçre başta olmak üzere ABD ve çeşitli Avrupa ülkelerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 15 ülkede etkinlikler, sergiler ve paneller düzenlendiği belirtildi.
HEDEF, DÜNYA SAATÇİLİK GÜNÜ’NÜ KÜLTÜREL MİRAS HALİNE GETİRMEK
Dünya Saatçilik Günü’nün uluslararası alanda kalıcı bir etkinliğe dönüşmesi için girişimler devam ediyor. Gündoğdu, günün kültürel miras niteliği kazanması ve UNESCO takvimine alınması amacıyla ilgili kurumlara başvurular yapıldığını belirtti.
Bu sürecin belirli prosedürler ve değerlendirmeler gerektirdiğini ifade eden Gündoğdu, girişimlerin devam ettiğini kaydetti. Saatçiliğin yalnızca ticari bir faaliyet olarak değil, aynı zamanda teknik bilgi, el işçiliği ve tarihsel birikim içeren bir meslek alanı olarak tanıtılması hedefleniyor.
SAATÇİLİK EĞİTİMİNİN YAYGINLAŞTIRILMASI HEDEFLENİYOR
Sektörün geleceği açısından eğitim ve nitelikli iş gücü yetiştirilmesi de öncelikli başlıklar arasında bulunuyor. Gündoğdu, Bursa’da lise düzeyinde saatçilik eğitimi veren bir okulun açıldığını ve burada öğrencilerin mesleğin teknik yönlerini öğrenmeye başladığını belirtti.
Okulda kız öğrencilerin de eğitim gördüğünü aktaran Gündoğdu, saatçiliğe ilgi duyan gençlerin mesleğe yönlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Önümüzdeki dönemde İstanbul’da da benzer bir eğitim kurumunun açılmasının hedeflendiğini ifade etti.
Üniversitelerde iki yıllık teknik ve mesleki programların oluşturulması da sektörün ihtiyaç duyduğu teknisyen ve servis çalışanlarının yetiştirilmesine katkı sağlayabilecek adımlar arasında gösteriliyor.
Türkiye’de yıllık 1,5 milyar dolara ulaşan saat pazarı, tüketici ilgisi ve uluslararası markaların varlığıyla büyümesini sürdürürken, yerli üretimin geliştirilmesi, mesleki eğitimin yaygınlaştırılması ve sektörde teknik uzmanlığın artırılması geleceğe yönelik önemli başlıklar olarak öne çıkıyor.
- Antalya Basın
- Türkiye saat pazarı
- saat sektörü
- Dünya Saatçilik Günü
- TÜSAD
- saat ithalatı
- saat ihracatı
- İsviçre saatleri
- Japon saatleri
- vintage saatler
- mikro markalar
- saatçilik eğitimi