HER İKİ ANTALYALIDAN BİRİ HIRSIZ MI?

15 May 2026 - 21:09 YAYINLANMA

Bir dönem İtalya’yı sarsan “Temiz Eller” operasyonunda Savcı Antonio Di Pietro, sistemi anlatmak için sert ama çarpıcı bir ironi kullanmıştı:

“Her iki İtalyandan biri hırsızdır.”

Aslında hedef halk değildi.
Mesaj; siyasete, bürokrasiye, iş dünyasına ve çıkar düzenineydi.

Bugün Antalya’ya bakınca insan aynı ironiyi istemeden tekrar ediyor:

HER İKİ ANTALYALIDAN BİRİ HIRSIZDIR!

Abartı mı?

Belki…

Ama şehirde yaşananlara bakınca, artık insanlar hırsızlığı değil; yakalananı konuşuyor.

  • Bir belediyeye operasyon…
  • Bir başka kurumda rüşvet iddiası…
  • İhale tartışmaları…
  • İmar dosyaları…
  • Soruşturma geçiren yöneticiler…
  • Aynı çevrelerde dolaşan aynı isimler…

Ve işin en tehlikeli tarafı şu:

ANTALYA ARTIK ŞAŞIRMIYOR.

Çünkü bu şehirde herkes birbirini tanıyor.
Kim hangi masada oturuyor…
Kim hangi ihaleye giriyor…
Kim hangi davette en önde poz veriyor…
Kim hangi açılışta “şehrin geleceği” nutku atıyor…

Artık herkes biliyor.

Üstelik mesele sadece siyaset de değil.

Bugün Antalya’da:

  • Oda başkanları,
  • Sektör temsilcileri,
  • İş insanı dernekleri,
  • STK görünümlü çıkar çevreleri,
  • Her hafta kürsüye çıkan “şehir sevdalıları”…

Sürekli aynı salonlarda boy gösteriyor.

Bir otel açılışı…
Bir gala gecesi…
Bir protokol yemeği…
Bir ödül töreni…
Bir lansman…

Fotoğraflar mükemmel.
Takımlar şık.
Mikrofonlar hazır.
Kameralar açık.

Peki sonuç?

ANTALYA’YA NE FAYDASI VAR?

  • Trafik çözülmüyor.
  • Plansızlık büyüyor.
  • Tarım kan kaybediyor.
  • Gençler şehirden umudunu kesiyor.
  • Esnaf ayakta kalamıyor.
  • Kıyılar betonlaşıyor.

Ama bazı çevreler hâlâ her ay birbirine plaket verip
“Antalya için çalışıyoruz” diyebiliyor.

Çünkü bu şehirde artık:

İş yapmak başka,
İşe benzemek başka.

Gerçek üretim yapan sessiz insanlar geri planda kalırken;
mikrofonu kapan, davete koşan, protokol masasında görünmeye çalışan bir “şehir elitizmi” oluşmuş durumda.

Ve ne acıdır ki…

Antalya’nın gerçek sorunları konuşulacağına,
kim hangi masada oturdu diye konuşuluyor.

Bir şehir düşünün:

  • Sorun çok,
  • Çözüm az,
  • Reklam büyük,
  • Samimiyet küçük…

İŞTE ANTALYA’NIN BUGÜN YAŞADIĞI KRİZ TAM OLARAK BUDUR.

Çünkü artık bazı makamlar hizmet makamı değil;
itibar vitrini gibi kullanılıyor.

Bazı dernekler çözüm üretmiyor;
sadece görünürlük üretiyor.

Bazı toplantılar Antalya’ya katkı sunmuyor;
yalnızca kartvizit dolaştırıyor.

Ve halk bütün bunları görüyor.

Bu yüzden insanlar artık şunu söylüyor:

“BU ŞEHİRDE ÇALIŞAN MI KAZANIYOR, YOKSA İLİŞKİ KURAN MI?”

İşte en ağır soru budur.

Savcı Di Pietro’nun yıllar önce verdiği mesaj hâlâ geçerli:

“Sorun sadece hırsızlar değildir.
Sorun, sistemin bunu normal göstermesidir.”

Bugün Antalya’nın asıl yüzleşmesi gereken gerçek de budur.

Çünkü bir şehirde:

  • Şaibe sıradanlaşmışsa,
  • Gösteriş hizmetin önüne geçmişse,
  • Protokol halktan kopmuşsa,
  • Herkes birbirine güvenini kaybetmişse…

Orada kaybeden sadece siyaset olmaz.

O ŞEHİR, KENDİ KARAKTERİNİ KAYBEDER.

 
 
 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: