ANTALYA’DA 30 YILLIK SU GÜNDEMİ: “SUYU KORURSAK GELECEĞİ KORURUZ”
Antalya Ticaret Borsası (ATB) tarafından COP31 öncesinde düzenlenen Antalya Su Zirvesi ve “COP31’e Doğru Ortak Su Eylemi Toplantısı”nda, kentin su kaynaklarının geleceği kapsamlı şekilde ele alındı. Tarım, turizm, sanayi ve kent yaşamında su kullanımının yanı sıra su kaynaklarının korunması, iklim değişikliğinin etkileri ve suyun daha verimli yönetilmesine yönelik öneriler toplantının ana gündemini oluşturdu.
ATB Başkanı Ali Çandır, Antalya’nın önümüzdeki 10, 20 ve 30 yıllık geleceğinde suyun en kritik başlıklardan biri olduğunu belirterek, kentin su kaynaklarının ortak ve ölçülebilir bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini söyledi.
Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda, Antalya’nın su kaynaklarının mevcut durumu ile gelecekte karşılaşabileceği riskler değerlendirilirken, farklı sektörlerin su kullanımının aynı havza ve kaynaklar üzerinden ele alınması gerektiği vurgulandı.
“SU ARTIK SADECE TARIMIN YA DA ÇEVRENİN MESELESİ DEĞİL”
Toplantıda konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, su konusunun yalnızca belirli bir sektörün sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Antalya’nın büyüyen bir kent olduğunu belirten Çandır; üretim, turizm, nüfus ve ekonomik faaliyetlerin artmasına karşın iklim değişikliği, değişen yağış rejimi, kuraklık ve su stresinin de giderek daha fazla gündeme geldiğine dikkat çekti.
Çandır, “Su artık yalnızca çevrenin ya da tarımın konusu değildir. Su, üretimdir, gıdadır, turizmdir, sanayidir, kent yaşamıdır, ekonomidir. Ve hepsinden önemlisi, Antalya’nın geleceğidir” ifadelerini kullandı.
ATB'nin 2026 yılı çalışma temasını “su” olarak belirlemesinin temel nedeninin de bu tablo olduğunu belirten Çandır, meselenin yalnızca bugünün değil, Antalya’nın gelecek 10, 20 ve 30 yılının planlanması açısından ele alınması gerektiğini söyledi.
Çandır, bundan sonra yalnızca “Ne kadar suyumuz var?” sorusunun sorulmaması gerektiğini belirterek, suyun ne kadar verimli kullanıldığı ve kullanılan her birim suyun ne kadar ekonomik ve sosyal değer ürettiğinin ölçülmesi gerektiğini vurguladı.
“TARIMIN SUYU, TURİZMİN SUYU DİYE AYIRAMAYIZ”
Antalya Su Zirvesi öncesinde 15 ve 16 Eylül tarihlerinde Antalya Su Diyaloğu toplantılarının gerçekleştirildiğini hatırlatan Çandır, bu toplantılarda tarım, turizm, sanayi ve kentsel su yönetimi olmak üzere dört temel alanın ele alındığını söyledi.
Farklı sektörlerden temsilcilerin aynı masada buluşturulduğunu belirten Çandır, mevcut durum ve risklerin değerlendirildiğini, iyi uygulamaların ele alındığını ve “Bundan sonra ne yapacağız?” sorusuna yanıt arandığını ifade etti.
Çandır, su yönetiminin sektörlere ayrılarak yapılamayacağını belirterek, “Tarımın suyu başka, turizmin suyu başka, sanayinin ya da kentin suyu başka değildir. Hepsi Antalya’mızın suyudur” dedi.
Antalya'nın ihtiyacının parçalı çözümler değil, bütüncül ve kapsayıcı bir su yönetimi anlayışı olduğunu belirten Çandır, su kaynaklarının kentteki tüm sektörlerin ortak geleceği olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
“ÖLÇMEDEN YÖNETEMEYİZ”
Su kaynaklarının daha etkin kullanılabilmesi için ölçüm ve veri temelli yönetim anlayışının geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Çandır, “Ölçmeden yönetemeyiz, kıyaslamadan iyileştiremeyiz” dedi.
Tarımda bir metreküp suyla ne kadar ürün ve ekonomik değer üretildiğinin, turizmde bir ziyaretçi başına ne kadar su kullanıldığının, sanayide birim üretim başına su tüketiminin ve kentlerde kişi başına tüketim ile şebeke kayıplarının ölçülmesi gerektiğini belirtti.
Çandır, her sektörün kendi koşullarına göre su verimliliği hedefi belirlemesi gerektiğini söyledi.
Su kaynaklarının korunmasında yalnızca tüketimin azaltılmasının yeterli olmayacağını ifade eden Çandır, arıtılmış suyun yeniden kullanılması, yağmur suyunun değerlendirilmesi, modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve yeraltı sularının stratejik rezerv olarak korunması gerektiğini belirtti.
YAĞMUR SUYU KAYNAK OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİ
Çandır, özellikle yağmur suyunun şehirlerden mümkün olduğunca hızlı uzaklaştırılması gereken bir yük olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu suyun değerlendirilebilecek bir kaynak olarak ele alınmasını istedi.
Tarım alanlarında sulamanın toprağın, bitkinin ve iklimin gerçek ihtiyacına göre planlanması gerektiğini belirten Çandır, sera çatılarında biriken yağmur suyunun da değerlendirilebileceğini söyledi.
Turizm tesislerinde su kullanımına ilişkin iyi uygulamaların ölçülerek yaygınlaştırılması, sanayide ise suyun hangi aşamalarda kullanıldığının, nerelerde kaybedildiğinin ve ne kadarının yeniden kullanılabileceğinin ortaya konulması gerektiğini ifade etti.
Kentlerde ise su kayıp ve kaçaklarının azaltılması, tüketimin ölçülmesi ve altyapının suyu izleyen ve yöneten bir sisteme dönüştürülmesi gerektiğini kaydetti.
ANTALYA İÇİN KALICI SU ETKİLEŞİM AĞI ÖNERİSİ
Antalya Su Diyaloğu toplantılarının önemli çıktılarından birinin de kentteki mevcut bilgi ve kurumsal kapasitenin ortaya konulması olduğunu belirten Çandır, Antalya'nın bilgi, deneyim, kurumsal kapasite ve iyi uygulama örneklerine sahip olduğunu söyledi.
Çandır, eksik olan noktanın bu birikimin ortak hedeflere ve ölçülebilir eylemlere dönüştürülmesi olduğunu ifade etti.
Bu kapsamda Antalya’da kalıcı ve kapsayıcı bir su etkileşim ağı oluşturulmasının hedeflendiğini belirten Çandır, kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, üreticiler, turizm ve sanayi temsilcileri, meslek kuruluşları ve sivil toplumun aynı hedefler etrafında sürekli iletişim içinde olması gerektiğini söyledi.
Çandır, suyun arzı ve kullanımının performans kriterleriyle takip edilmesi, sektörel ve kentsel su kullanımının ekonomik fayda ve katma değer açısından değerlendirilmesi, verilerin düzenli raporlanması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“SORUNLARI BİLİYORUZ, ARTIK UYGULAMA ZAMANI”
Antalya’nın suyla ilgili sorunlarının büyük ölçüde bilindiğini belirten Çandır, bundan sonraki aşamada çözümün nasıl uygulanacağının ortaya konulması gerektiğini söyledi.
Bu noktada “Ne yapacağız, kim yapacak, nasıl yapacağız, ne zaman yapacağız ve sonucu nasıl ölçeceğiz?” sorularının yanıtlanması gerektiğini belirten Çandır, bunlara bir de “Nasıl finanse edeceğiz?” sorusunun eklenmesi gerektiğini kaydetti.
Çandır, hazırlanacak hedeflerin yalnızca doğru ve ölçülebilir değil, aynı zamanda uygulanabilir ve finanse edilebilir olması gerektiğini vurguladı.
Antalya için hazırlanacak çalışmanın yalnızca bir belge olarak kalmaması gerektiğini belirten Çandır, kısa, orta ve uzun vadeli; uygulanabilir, ölçülebilir, takip edilebilir ve finanse edilebilir bir yol haritası oluşturulması gerektiğini söyledi.
COP31 ANTALYA İÇİN FIRSAT OLARAK DEĞERLENDİRİLİYOR
Antalya’nın önünde COP31 gibi uluslararası ölçekte önemli bir organizasyon bulunduğunu belirten Çandır, COP31'in yalnızca bir ev sahipliği süreci olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Çandır, COP31'i Antalya’nın yıllardır gündeminde bulunan iklim ve su konularında somut adımlar atması için bir fırsat olarak gördüklerini söyledi.
Antalya'nın COP31'e yalnızca organizasyona ev sahipliği yapan bir kent olarak değil, sorunlarını ve verilerini ortaya koyan, çözüm hedeflerini belirleyen ve sonuçlarını ölçebilen bir kent olarak çıkmasının önemine dikkat çekti.
“SUYUN SAHİBİ TEK BİR KURUM DEĞİL”
Su yönetiminin hiçbir kurum tarafından tek başına yürütülemeyeceğini belirten Çandır, merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, üreticiler, turizmciler, sanayiciler, meslek kuruluşları ve vatandaşların ortak sorumluluk taşıdığını söyledi.
Çandır, “Suyun sahibi tek bir kurum değildir. Ama suyun sorumluluğu hepimizindir” ifadelerini kullandı.
Antalya Ticaret Borsası olarak amaçlarının yalnızca toplantılar düzenlemek olmadığını belirten Çandır, kentin suyunu koruyacak, üretimin devamlılığını sağlayacak, ekonomiyi ve rekabet gücünü destekleyecek ortak bir iradenin oluşmasına katkı sunmayı hedeflediklerini kaydetti.
“SUYU KORURSAK ANTALYA’NIN GELECEĞİNİ KORURUZ”
Toplantının sonunda Antalya Su Zirvesi’nin, Antalya’nın su yönetimi konusunda ortak aklın oluşturulmasına katkı sağlaması temennisinde bulunan ATB Başkanı Ali Çandır, kentte geliştirilecek çözümlerin COP31 aracılığıyla uluslararası alanda da paylaşılabileceğini ifade etti.
Çandır, “Suyu korursak üretimi koruruz. Suyu korursak ekonomimizi koruruz. Suyu korursak Antalya’nın geleceğini koruruz” mesajını verdi.
Çandır ayrıca zirveye katkı sağlayan kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, bilim insanları, sektör temsilcileri ve çalışma ekiplerine teşekkür etti.
- Antalya
- turizm
- #COP31
- tarım
- Ali Çandır
- Antalya Ticaret Borsası
- İklim Değişikliği
- #Kuraklık
- su tasarrufu
- su yönetimi
- Sanayi
- Antalya su sorunu
- ATB
- su kaynakları
- Yağmur Suyu
- Antalya COP31
- Antalya Su Zirvesi
- su stresi
- su verimliliği
- yeraltı suyu