BATI ŞERİA VE DOĞU KUDÜS’TE FİLİSTİNLİLERİN EVLERİ YIKILDI

İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te “ruhsatsız yapı” gerekçesiyle Filistinlilere ait 3 evi yıktı. Filistin resmi haber ajansı WAFA ve Kudüs Valiliği tarafından aktarılan bilgilere göre, yıkımlar Batı Şeria’nın Selfit kentine bağlı Deyr Ballut beldesi ile Doğu Kudüs’ün kuzeyindeki Ram beldesinde gerçekleştirildi. İki katlı evlerin de bulunduğu yıkımlar, işgal altındaki bölgelerde Filistinlilerin barınma koşulları ve mülkiyet haklarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

29 Eki 2026 - 11:35 YAYINLANMA
BATI ŞERİA VE DOĞU KUDÜS’TE FİLİSTİNLİLERİN EVLERİ YIKILDI

YIKIMLARIN ADRESİ DEYR BALLOUT VE RAM OLDU

Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın aktardığı bilgilere göre, İsrail ordusu askeri buldozerler eşliğinde Batı Şeria’nın Selfit kentinin doğusunda bulunan Bab el-Merec bölgesine baskın düzenledi. Operasyon sırasında Deyr Ballut beldesinde Filistinlilere ait iki ev yıkıldı.

Yıkılan yapılardan birinin, Filistinli İdris Cebbara Abdullah’a ait iki katlı bir ev olduğu bildirildi. Diğer evin sahipliği ve yıkıma ilişkin ayrıntılar konusunda ise aktarılan bilgilerde kapsamlı bir açıklama yer almadı.

Yıkımın yaşandığı bir diğer adres, Doğu Kudüs’ün kuzeyindeki Ram beldesi oldu. Kudüs Valiliği, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İsrail ordusunun bir Filistinlinin evini yıktığı anlara ilişkin görüntüleri yayımladı.

Valilik tarafından paylaşılan bilgilere göre, Filistinli Eşref Selheb’e ait iki katlı ev de yıkıldı. Böylece Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te aynı süreçte Filistinlilere ait toplam üç evin yıkıldığı bildirildi.

“RUHSATSIZ YAPI” GEREKÇESİ YENİDEN GÜNDEMDE

İsrail ordusunun söz konusu evleri, ruhsatsız oldukları gerekçesiyle yıktığı belirtildi. Ancak işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te Filistinlilerin yapılaşma izinlerine erişimi, uzun süredir uluslararası kuruluşların ve insan hakları çevrelerinin gündeminde bulunuyor.

Filistinli kaynaklar, bölgede inşaat faaliyetlerine yönelik kısıtlamaların ve yapı yıkımlarının arttığını, bunun da ailelerin barınma imkânlarını olumsuz etkilediğini ifade ediyor. Evlerin yıkılması, yalnızca yapıların ortadan kaldırılması anlamına gelmiyor; ailelerin yaşam düzeni, ekonomik koşulları ve geleceğe ilişkin planları üzerinde de ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

Bununla birlikte, her bir yıkıma ilişkin idari kararların, izin süreçlerinin ve hukuki itiraz imkânlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Mevcut haber kaynaklarında üç evin tamamına ilişkin ayrıntılı ruhsat dosyaları veya yıkım kararlarının tam metinleri yer almıyor.

FİLİSTİNLİ KAYNAKLAR TEMEL HİZMETLERE ERİŞİM SORUNUNA DİKKAT ÇEKİYOR

Filistinli kaynaklara göre, Batı Şeria’da ev ve diğer yapıların yıkılmasının yanı sıra bölge sakinlerinin yeni inşaat yapabilmesine yönelik kısıtlamalar da devam ediyor. Aynı kaynaklar, bazı yerleşimlerde elektrik ve içme suyu gibi temel hizmetlere erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Filistinliler, yapı yıkımlarıyla Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Bölge halkı, bu uygulamaların insanların yaşadıkları yerlerden ayrılmasına yol açtığını belirtiyor.

Bu değerlendirmeler Filistinli kaynakların açıklamalarına dayanırken, yıkımların her birindeki koşulların ve karar süreçlerinin ayrı ayrı incelenmesi önem taşıyor. Bununla birlikte, barınma hakkı, mülkiyet güvencesi ve sivil halkın korunması, işgal altındaki bölgelerdeki gelişmelerin değerlendirilmesinde öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor.

EKİM 2023’TEN BU YANA BASKIN VE SALDIRILAR ARTTI

İsrail’in Ekim 2023’te Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını başlatmasının ardından, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de Filistinlilere yönelik baskın ve saldırılarda artış yaşandığı bildiriliyor.

Filistinli kaynaklar, İsrail askerlerinin operasyonları ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarının bölgedeki güvenlik ve yaşam koşullarını daha da zorlaştırdığını belirtiyor. Ev yıkımları da bu süreçte Filistinlilerin karşı karşıya kaldığı sorunlar arasında yer alıyor.

Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yaşanan gelişmeler, yalnızca güvenlik operasyonları açısından değil, sivil halkın korunması, yerleşim politikaları ve insanların kendi topraklarında yaşamlarını sürdürebilmesi bakımından da önem taşıyor.

BATI ŞERİA VE DOĞU KUDÜS’ÜN HUKUKİ STATÜSÜ

İsrail, 1967’den bu yana Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’yı işgal altında tutuyor. Uluslararası toplumun büyük bölümü, işgal altındaki Filistin topraklarında kurulan İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı kabul ediyor.

Uluslararası insancıl hukuk, işgal altındaki topraklarda sivillerin korunmasına ve mülkiyetin güvence altına alınmasına ilişkin hükümler içeriyor. Bu nedenle ev yıkımları, gerekçeleri ve uygulanma koşulları bakımından uluslararası hukuk çerçevesinde de değerlendiriliyor.

Son olayda, Batı Şeria’nın Deyr Ballut beldesinde iki, Doğu Kudüs’ün Ram beldesinde ise bir evin yıkıldığı bildirildi. Üç evin yıkılmasıyla gündeme gelen gelişme, işgal altındaki bölgelerde Filistinlilerin barınma hakkı, yapılaşma koşulları ve yerinden edilme endişelerini yeniden ön plana çıkardı.

Filistinli kaynakların açıklamaları ve Kudüs Valiliğinin paylaştığı görüntüler olayın farklı boyutlarını ortaya koyarken, yıkımlara ilişkin hukuki süreçlerin ve bölge halkının karşı karşıya kaldığı koşulların izlenmesi önemini koruyor.

 

Kaynak :
Haber Merkezi

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: