COP31 ANTALYA’DA: 12 TEMATİK GÜNDE 100 KRİTİK GÜNDEM

Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026’da Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 İklim Zirvesi’nde yaklaşık 100 gündem maddesinin ele alınması bekleniyor.

26 Eki 2026 - 12:42 YAYINLANMA
26 Eki 2026 - 13:52 GÜNCELLEME
COP31 ANTALYA’DA: 12 TEMATİK GÜNDE 100 KRİTİK GÜNDEM

Gıda ve sağlıktan enerjiye, iklim finansmanından turizme ve yapay zekâya uzanan 12 tematik günle şekillenen zirvede, ülkelerin iklim hedeflerini uygulamaya dönüştürmesi ve finansman konusunda uzlaşması öne çıkacak.

ANTALYA, KÜRESEL İKLİM DİPLOMASİSİNİN MERKEZİNE YERLEŞİYOR

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı COP31, 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek. Zirvenin başlamasına sayılı günler kala konferansın tematik takvimi büyük ölçüde netleşirken, iklim değişikliğiyle mücadelede yalnızca yeni hedeflerin açıklanması değil, daha önce verilen sözlerin hayata geçirilmesi de temel gündem başlıkları arasında yer alıyor.

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, COP31 programının 12 tematik gün üzerine kurulduğunu belirterek, görüşmelerde gıda güvenliği, sağlık, enerji, ulaşım, finansman, doğa, sosyal kalkınma ve uygulama süreçlerinin ele alınacağını bildirdi.

Antalya’da gerçekleştirilecek zirvenin, iklim politikalarının günlük yaşamla bağlantısını güçlendirmeyi amaçlayan bir program ortaya koyduğuna işaret eden Kurnaz, asıl sonucun tematik başlıklardan çok müzakere masalarında alınacak kararlara bağlı olacağını vurguladı.

12 TEMATİK GÜNDE HANGİ KONULAR GÖRÜŞÜLECEK?

COP31 takvimi, iklim değişikliğinin farklı sektörler ve toplum üzerindeki etkilerini kapsayacak şekilde planlandı. İlk gün gıda, tarım ve sağlık konuları ele alınırken, ikinci gün enerji güvenliği, elektrifikasyon, şebeke altyapısı ve ulaşım başlıklarına ayrılacak.

Liderler Zirvesi’nin 11-12 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilmesi planlanırken, bu bölümde sıfır atık ve dirençli şehirler konularının öne çıkması bekleniyor.

Programın devamında finans ve ticaret, çocuklar, gençlik ve eğitim, bilim ve sanayi, okyanuslar, denizler, doğa ve arazi kullanımı ile insan ve sosyal kalkınma başlıkları ele alınacak. Uygulamanın güçlendirilmesine ayrılan “İmece” günü de takvimde yer alacak. Son günün ise nihai müzakerelere ayrılması öngörülüyor.

Kurnaz, tematik günlerin iklim gündemini farklı alanlara taşıması açısından önemli olduğunu, ancak konferansın başarısının somut kararlar ve uygulama mekanizmalarıyla ölçülmesi gerektiğini ifade etti.

LİDERLERİN ZİRVEYE KATILIMI MÜZAKERELERİ ETKİLEYEBİLİR

Önceki yıllardaki COP toplantılarında liderler zirvesinin genellikle müzakerelerin ilk günlerinde düzenlendiğini belirten Kurnaz, Antalya’daki takvimde liderlerin ilk haftanın ortasında katılım sağlamasının siyasi kararların teknik görüşmelere daha erken yansıması bakımından fırsat oluşturabileceğini söyledi.

Kurnaz’a göre liderlerin müzakerecilere esneklik sağlayacak siyasi mesajları erken vermesi, ikinci haftada bakanların daha geniş bir uzlaşma zemini bulmasına yardımcı olabilir. Ancak siyasi açıklamaların müzakere metinlerine yansımaması durumunda görüşmelerin farklı aşamaları arasında kopukluk yaşanması da olası riskler arasında bulunuyor.

YAKLAŞIK 100 GÜNDEM MADDESİ MASAYA YATIRILACAK

COP31 kapsamında BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması çerçevesinde yaklaşık 100 gündem maddesinin görüşülmesi bekleniyor. Prof. Dr. Kurnaz, müzakerelerde özellikle küresel uyum hedefi, adil dönüşüm, iklim finansmanı ve sera gazı emisyonlarının azaltılması başlıklarının belirleyici olacağını değerlendirdi.

Küresel uyum hedefi konusunda önceki görüşmelerde yaşanan ilerleme eksikliğine dikkat çeken Kurnaz, uyum hedefleri ile bu hedefleri gerçekleştirmek için gereken finansman arasındaki ilişkinin netleştirilmesinin önem taşıdığını belirtti.

Gelişmekte olan ülkeler, iklim değişikliğinin etkilerine karşı mücadelede daha güçlü ve geniş kapsamlı finansman talep ederken, gelişmiş ülkeler finansmanın kapsamı ve sorumluluk paylaşımı konusunda farklı görüşler ortaya koyuyor. Bu nedenle Antalya’daki görüşmelerde finansmanın hangi kaynaklardan sağlanacağı, hangi takvimle kullanılacağı ve ülkeler arasında sorumluluğun nasıl paylaşılacağı önemli tartışma alanları arasında bulunacak.

İKLİM FİNANSMANINDA 2035 HEDEFİ ÖNE ÇIKIYOR

Kurnaz’ın değerlendirmesine göre, gelişmiş ülkelerin 2035 yılına kadar yıllık 300 milyar dolarlık iklim finansmanı hedefine nasıl ulaşacağı ve uyum finansmanını artırma taahhütlerinin nasıl uygulanacağı zirvenin kritik konularından biri olacak.

İklim değişikliğine uyum için gerekli kaynakların artırılması, özellikle gelişmekte olan ülkelerin iklim riskleriyle mücadele edebilmesi açısından önem taşıyor. Finansman konusunda somut bir yol haritasının ortaya konulması, ülkelerin iklim hedeflerini uygulamaya geçirmesini kolaylaştırabilecek adımlar arasında değerlendiriliyor.

Kurnaz, ülkelerin açıkladığı ulusal katkı beyanlarının küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefiyle hâlâ uyumlu olmadığına da dikkat çekti. Bu nedenle emisyon azaltım hedeflerinin güçlendirilmesi ve taahhütlerin uygulama sonuçlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

ADİL DÖNÜŞÜM MEKANİZMASI İÇİN KARAR BEKLENTİSİ

Zirvenin önemli başlıklarından biri de adil dönüşüm mekanizması olacak. İklim politikaları kapsamında enerji ve üretim sistemlerinin dönüşümü yaşanırken, çalışanların, sektörlerin ve toplumların bu süreçten nasıl etkileneceği ve dönüşümün maliyetlerinin nasıl paylaşılacağı tartışılacak.

Kurnaz, mekanizmanın ayrıntılarının hâlen şekillendiğini belirterek, COP31’de uygulamaya ilişkin bir karar taslağının gündeme gelmesinin beklendiğini ifade etti.

Gelişmekte olan ülkeler mekanizmanın büyük ölçekli finansman sağlamasını isterken, gelişmiş ülkeler finansmanın kapsamı ve sorumlulukların tanımlanması konusunda farklı yaklaşımlar sergiliyor. Bu farklılıkların giderilmesi, iklim politikalarının sosyal ve ekonomik etkilerinin yönetilmesi bakımından önem taşıyor.

SIFIR ATIK, METAN, TURİZM VE YAPAY ZEKÂ GÜNDEMDE

COP31 programında sıfır atığın ayrı bir tematik gün kapsamında ele alınması ve metan konusunun öne çıkarılması dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra yapay zekâ, turizm ve kültürel miras gibi başlıkların programda yer alması, iklim değişikliğiyle mücadelenin farklı sektörlerle bağlantısının daha geniş kapsamda değerlendirilmesine imkân sağlayacak.

Akdeniz kıyısında gerçekleştirilecek zirvede turizmin iklim politikalarıyla birlikte ele alınması, Antalya açısından da önem taşıyor. Turizm altyapısının iklim risklerine karşı dayanıklılığı, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir turizm uygulamaları, bölgenin geleceğini ilgilendiren konular arasında bulunuyor.

Kurnaz, iklim değişikliğine uyumun yalnızca belirli bir güne sığdırılabilecek bir konu olmadığını belirtirken, fosil yakıtlardan çıkışın da enerji başlığındaki tartışmalarda açık biçimde ele alınmasının önemine işaret etti.

TÜRKİYE’NİN ARABULUCULUK POTANSİYELİ

Türkiye’nin uluslararası iklim müzakerelerinde farklı ülke grupları arasında köprü kurabilecek bir konumda olduğunu belirten Kurnaz, ev sahipliğinin en önemli kazanımlarından birinin taraflar arasında uzlaşmayı kolaylaştıran bir ülke olarak öne çıkmak olabileceğini değerlendirdi.

Kurnaz, Türkiye’nin kendi iklim hedeflerini de somut adımlarla desteklemesi gerektiğini belirterek, 2053 net sıfır hedefi için sektörler bazında ara hedeflerin belirlenmesi ve emisyon ticaret sisteminin etkin biçimde işletilmesi önerisinde bulundu.

Ayrıca belediyelerin, sanayinin ve tarım sektörünün yatırıma hazır projelerinin uluslararası finans kuruluşlarıyla buluşturulmasının iklim yatırımlarına erişimi kolaylaştırabileceğini ifade etti.

AKDENİZ’İN ISINMASI VE SU GÜVENLİĞİ ANTALYA’NIN ÖNEMİNİ ARTIRIYOR

Kurnaz’ın değerlendirmesinde Akdeniz havzasının karşı karşıya olduğu iklim riskleri de öne çıktı. Dünya ortalamasından daha hızlı ısınan Akdeniz’de su sıkıntısı, orman yangınları ve aşırı sıcaklıklar giderek daha fazla önem kazanıyor.

Bu riskler, Antalya başta olmak üzere Akdeniz kıyısındaki kentlerde turizmden tarıma, su kaynaklarından şehir planlamasına kadar pek çok alanı doğrudan ilgilendiriyor.

Türkiye’nin Akdeniz havzasına yönelik uyum ve su güvenliği odaklı bir iş birliği girişimi başlatmasının bölgesel fayda sağlayabileceğini belirten Kurnaz, iklim politikalarının yalnızca uluslararası taahhütlerle sınırlı kalmaması, yerel ölçekte uygulanabilir projelerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

COP31’İN KALICI MİRASI SOMUT SONUÇLAR OLACAK

COP31 Başkanlığının New York’ta “35’e 35” elektrifikasyon taahhüdü ile Antalya Yapay Zekâ Taahhüdü’nü başlattığını hatırlatan Kurnaz, bu girişimlerin izleme mekanizmalarıyla sonraki iklim konferanslarına aktarılmasının Antalya’nın kalıcı mirasına dönüşebileceğini ifade etti.

Zirvenin sonunda küresel uyum göstergelerinin uygulanmasına ilişkin net bir karar, adil dönüşüm mekanizmasının bütçesi ve takviminin belirlenmesi, iklim finansmanı için yıllara yayılan bir yol haritası oluşturulması ve ülkelerin emisyon azaltım hedeflerini güçlendirmesine yönelik ilerleme sağlanması beklentiler arasında yer alıyor.

Antalya’da düzenlenecek COP31, Türkiye açısından uluslararası iklim diplomasisinde önemli bir sınav olacak. Zirvenin başarısını belirleyecek temel unsur ise açıklanan hedeflerin uygulanabilir kararlara, finansman kaynaklarına ve ölçülebilir sonuçlara dönüşüp dönüşmeyeceği olacak.

 

Kaynak :
https://www.trthaber.com/

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: