DAĞIN YAMACINDAKİ GİZEMLİ ANTİK KENT: ARYKANDA
Antalya’nın Finike ilçesinde, sarp bir dağın yamacına teraslar halinde kurulan Arykanda Antik Kenti, binlerce yıllık geçmişi ve sıra dışı mimarisiyle dikkat çekiyor.
Tiyatrosundan stadionuna, hamamlarından anıtsal mezarlarına kadar çok sayıda yapının bulunduğu kent, bulunduğu coğrafyayla bütünleşen görünümüyle ziyaretçilerine farklı bir tarih deneyimi sunuyor.

KAYALIKLARIN ÜZERİNE KURULAN BİR ANTİK KENT
Antalya denildiğinde akla çoğunlukla deniz, güneş ve turizm merkezleri gelse de kentin dağlarında ve vadilerinde binlerce yıllık uygarlıkların izleri bulunuyor.
Finike-Elmalı yolu üzerinde, Arif Mahallesi sınırlarında yer alan Arykanda Antik Kenti de bu tarihi mirasın dikkat çekici örneklerinden biri.
Şahinkaya’nın sarp yamaçlarına kurulan kent, düz bir araziye değil, dağın doğal eğimine göre şekillendirildi. Antik dönemin mimarları, zorlu coğrafyayı teraslar halinde düzenleyerek kamu yapılarından ibadet alanlarına, sosyal yapılardan mezarlara kadar çok sayıda bölümü farklı yükseltilere yerleştirdi.
Çam ve sedir ağaçlarıyla çevrili antik kent, bu yapısıyla uzaktan bakıldığında adeta dağın yamacına tutunmuş bir yerleşim görüntüsü oluşturuyor.
ARYKANDA ADI COĞRAFYASINI ANLATIYOR
Kent adının Luwi kökenli “Ary-ka-wanda” isminden geldiği ve “yüksek kayalığın yanındaki yer” anlamını taşıdığı belirtiliyor.
İsminin anlamı, Arykanda’nın kurulduğu coğrafyayla dikkat çekici biçimde örtüşüyor. Kentte daha erken dönemlere ait buluntular bulunmasına rağmen, mevcut arkeolojik veriler yerleşimin tarihini kesin biçimde M.Ö. 5’inci yüzyıl öncesine götürmek konusunda sınırlı kalıyor.
Arykanda özellikle Helenistik ve Roma dönemlerinde önemli bir yerleşim merkezi haline geldi. M.Ö. 2’nci yüzyılda Likya Birliği’ne dahil olan kent, Roma döneminde de önemini korudu.
Özellikle M.S. 2’nci ve 3’üncü yüzyıllar, Arykanda’nın gelişiminin en belirgin dönemleri arasında gösteriliyor.
ANTİK MÜHENDİSLİĞİNİN YAMAÇTAKİ İZLERİ
Arykanda’yı farklı kılan en önemli özelliklerden biri, büyük ölçekli bir kentin böylesine eğimli ve sarp bir arazi üzerinde kurulmuş olması.
Yaklaşık 1,6 kilometre doğu-batı, yaklaşık 350 metre kuzey-güney doğrultusunda uzanan yerleşimde yapılar farklı kotlara dağılıyor.
Kentin yüksek kesimlerinde gözetleme kulesi ve stadion bulunurken, daha aşağıdaki teraslarda tiyatro, agora, odeon ve hamam gibi yapılar yer alıyor.
Bu düzen, hem arazi koşullarına uyum sağlıyor hem de antik kentin farklı bölümlerini birbirine bağlayan özgün bir şehir planlaması ortaya koyuyor.
YAKLAŞIK 2 BİN KİŞİLİK TİYATRO
Arykanda’nın en dikkat çekici yapılarından biri yaklaşık 2 bin kişi kapasiteli tiyatrosu.
Doğal yamaca yaslanarak inşa edilen tiyatroda yaklaşık 20 oturma sırası bulunuyor. Sahne bölümünün ise çevredeki doğal manzarayı mümkün olduğunca kapatmaması amacıyla alçak tasarlandığı belirtiliyor.
Tiyatronun bulunduğu noktadan bakıldığında antik yapılarla birlikte vadinin geniş bölümü görülebiliyor. Bu özelliği, yapının yalnızca bir gösteri alanı değil, aynı zamanda bulunduğu coğrafyanın doğal manzarasıyla bütünleşen bir mimari yapı olduğunu gösteriyor.
STADİON, HAMAMLAR VE AGORA
Arykanda’da sosyal yaşamın izlerini taşıyan çok sayıda yapı da bulunuyor.
Kentin yüksek bölümlerinde yer alan ve M.S. 1’inci yüzyıla tarihlendirilen yaklaşık 117 metre uzunluğundaki stadion, antik dönemdeki sportif faaliyetlerin izlerini taşıyor.
Roma döneminden kalan Büyük Hamam ise kentin en iyi korunmuş yapılarından biri olarak öne çıkıyor. Hamamda soyunma odaları ile sıcak, ılık ve soğuk bölümlerin izleri görülebiliyor.
Hamamın yanında yer alan gymnasium ile birlikte bu alan, dönemin sosyal ve fiziksel yaşamına ilişkin önemli ipuçları sunuyor.
Kentte bulunan Devlet Agorası ise ticari ve sosyal hayatın merkezlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Agora çevresindeki dükkanlar ve diğer yapılar dönemin günlük yaşamına ilişkin izler taşırken, bouleuterion kentin meclis binası olarak dikkat çekiyor.
HELİOS KÜLTÜNÜN İZLERİ
Arykanda’nın dini yaşamına ilişkin önemli buluntular arasında Helios Tapınağı da bulunuyor.
Antik kaynaklarda kent ile güneş tanrısı Helios arasında ilişki bulunduğuna dair bilgiler yer alırken, arkeolojik çalışmalar sırasında ortaya çıkarılan Helios figürinleri ve altar, bu kültün kentteki varlığına ilişkin buluntular arasında değerlendiriliyor.
Tapınağın ortaya çıkarılması, Arykanda’nın geçmişinin daha eski dönemlerine ilişkin araştırmalar açısından da önem taşıyor.
MEZARLARDA MEDUSA FİGÜRLERİ
Antik kentin dikkat çekici bölümlerinden biri de Doğu Nekropolü.
Burada Likya geleneğinin özelliklerini yansıtan tapınak biçimli anıtsal mezarlar bulunuyor. M.S. 1’inci ve 3’üncü yüzyıllar arasına tarihlendirilen bazı mezarlarda çeşitli süslemeler yer alıyor.
Bu süslemeler arasında Medusa figürü de bulunuyor.
Antik mitolojide bakışlarıyla karşısındakini taşa çevirdiğine inanılan Medusa’nın mezar yapılarında koruyucu bir sembol olarak kullanıldığı değerlendiriliyor.
1838 yılında Arykanda’yı ziyaret eden İngiliz gezgin Charles Fellows tarafından çizimi yapılan anıtsal mezarlardan biri ise günümüzde “Fellows Mezarı” olarak anılıyor.
DAĞLARDAN KENTE SU TAŞIDILAR
Arykanda, yalnızca mimari yapılarıyla değil, su ihtiyacını karşılamak için geliştirilen sistemleriyle de antik mühendisliğin izlerini taşıyor.
Aykırıçay’ın çıktığı bölgede, sarp kaya yüzeylerine farklı seviyelerde oyulmuş kanallar bulunuyor. Bu kanalların antik kentin su sisteminin önemli parçaları olduğu belirtiliyor.
Dağın yamacına kurulan bir yerleşimin su ihtiyacını karşılamak için oluşturulan sistem, Arykanda sakinlerinin zorlu coğrafi koşullara karşı geliştirdiği çözümlerden biri olarak öne çıkıyor.
40 YILLIK KAZI ÇALIŞMALARI
Arykanda’nın bugün görülebilen kalıntılarının ortaya çıkarılmasında arkeolojik kazıların önemli bir payı bulunuyor.
Kentte 1971 yılında başlayan kazı çalışmaları, Prof. Dr. Cevdet Bayburtluoğlu tarafından 2010 yılına kadar yaklaşık 40 yıl sürdürüldü.
2011 yılından itibaren ise kazı çalışmalarının Doç. Dr. V. Macit Tekinalp başkanlığında devam ettiği belirtiliyor.
Uzun yıllara yayılan çalışmalar sayesinde Arykanda’nın mimari yapısı, sosyal yaşamı ve farklı dönemlerdeki gelişimine ilişkin daha kapsamlı bilgiler ortaya çıkarıldı.
DEPREMİN İZLERİ VE BİZANS DÖNEMİ
Arykanda’nın tarihindeki önemli gelişmelerden biri de M.S. 240 yılında meydana gelen büyük deprem oldu.
Deprem sonrasında kentin bazı bölümlerinin onarıldığı belirtilirken, yerleşimin Bizans döneminde de varlığını sürdürdüğü biliniyor.
Bu dönemde kentin “Akalanda” veya “Orykanda” isimleriyle anıldığı, yerleşimin ise 11’inci yüzyıla kadar varlığını devam ettirdiğine ilişkin bulgular bulunduğu aktarılıyor.
ANTALYA’NIN DAĞLARINDA SAKLI TARİH
Şahinkaya’nın eteklerinde, çam ve sedir ağaçlarının arasında yer alan Arykanda; tiyatrosu, stadionu, agorası, hamamları, odeonu, tapınakları, su kanalları ve anıtsal mezarlarıyla Antalya’nın farklı dönemlerine ışık tutan tarihi merkezlerden biri.
Kentin dağın eğimine göre şekillenen yapısı, antik dönem insanlarının zorlu arazi koşullarını nasıl değerlendirdiğini gösterirken, günümüzde ziyaretçilere de tarih ile doğal manzarayı aynı noktada buluşturan bir rota sunuyor.
Deniz kıyılarından dağların zirvelerine kadar uzanan Antalya’nın tarihi mirası, Arykanda’da binlerce yıllık taş yapılarda ve sarp yamaçlara yerleştirilen kent planında yaşamaya devam ediyor.
- Antalya
- kültür turizmi
- Finike
- arkeoloji
- Tarihi Yapılar
- antik kent
- Likya
- Roma dönemi
- tarihi miras
- Antalya tarihi
- Arykanda
- Arykanda Antik Kenti
- Likya Birliği
- Şahinkaya
- Arif Mahallesi
- antik tiyatro
- Helios Tapınağı
- Medusa
- Cevdet Bayburtluoğlu
- Macit Tekinalp