ANTALYA COP31’TE SÖZÜ SONUCA DÖNÜŞTÜRECEK

Türkiye’nin kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi için hazırlıklar sürerken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, zirvenin yalnızca kararların ve taahhütlerin konuşulduğu bir toplantı olarak kalmaması gerektiğini vurguladı. Kurum, Antalya’nın iklim hedeflerinin somut projelere, yatırımlara ve sahada karşılık bulan uygulamalara dönüştüğü bir merkez olmasını hedeflediklerini açıkladı.

11 Eyl 2026 - 12:33 YAYINLANMA
11 Eyl 2026 - 12:47 GÜNCELLEME
ANTALYA COP31’TE SÖZÜ SONUCA DÖNÜŞTÜRECEK

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 İklim Zirvesi, küresel iklim gündeminin önemli başlıklarını bir araya getirmeye hazırlanıyor. Zirve öncesinde farklı ülkelerden basın mensuplarıyla bir araya gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin COP31 sürecine ilişkin hedeflerini ve önceliklerini değerlendirdi.

17 ülkeden yabancı basın mensubuyla gerçekleştirilen buluşmada iklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca çevre politikalarıyla sınırlı olmadığına dikkat çeken Kurum, enerji, sanayi, tarım, su kaynakları, gıda güvenliği ve kalkınma gibi doğrudan yaşamı etkileyen alanların da iklim politikalarının merkezinde bulunduğunu ifade etti.

Kurum’un açıklamalarında öne çıkan temel yaklaşım ise “diyalog, uzlaşı ve aksiyon” oldu.

SÖZDEN UYGULAMAYA GEÇİŞ HEDEFLENİYOR

İklim değişikliğinin etkilerinin artık dünyanın farklı bölgelerinde günlük hayatın bir parçası haline geldiğini belirten Bakan Kurum, aşırı sıcaklıklar, kuraklık, sel, orman yangınları, su stresi ve gıda güvenliği gibi sorunların ülkelerin ekonomik ve sosyal yapıları üzerinde doğrudan baskı oluşturduğuna dikkat çekti.

Kurum, dünyada yaşanan jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği sorunları, ekonomik baskılar ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların iklim mücadelesini de etkilediğini belirterek, yeni dönemde iklim politikalarının daha somut ve uygulanabilir bir zemine taşınması gerektiğini vurguladı.

Bu yaklaşımın Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in temel hedeflerinden biri olacağını belirten Kurum, verilen sözlerin projelere, projelerin yatırımlara ve yatırımların insanların hayatına dokunan sonuçlara dönüşmesini amaçladıklarını ifade etti.

Böylece COP31’in yalnızca müzakere masasında alınan kararlarla sınırlı kalmaması, zirvenin ardından ölçülebilir ve takip edilebilir sonuçların ortaya çıkması hedefleniyor.

PROJE, FİNANSMAN VE UYGULAMA AYNI ZEMİNDE BULUŞACAK

Bakan Kurum’un üzerinde durduğu başlıklardan biri de iklim projelerinin finansmana erişimi oldu.

Dünyada iklim değişikliğiyle mücadele için gerekli sermaye, teknoloji ve bilgi birikiminin bulunduğunu, ancak bu kaynakların zaman zaman ihtiyaç duyulan projelerle aynı noktada buluşamadığını belirten Kurum, COP31 kapsamında bu kopukluğun azaltılmasına yönelik yeni mekanizmaların geliştirilmesinin amaçlandığını söyledi.

Bu çerçevede iklim hedeflerinin proje haline getirilmesi, projelerin finansmana ulaştırılması ve finansmanın gerçek uygulamalara dönüşmesi için ülkeler, finans kuruluşları, özel sektör ve diğer paydaşların daha güçlü bir iş birliği içinde olması hedefleniyor.

Özellikle kıyı dirençliliği, mavi karbon, deniz kirliliği ve ekosistem restorasyonu gibi alanlarda yatırıma hazır projelerin geliştirilmesi planlanıyor.

Proje geliştiren ülkelerle finans kuruluşlarının bir araya getirilmesi, gelişmekte olan ülkelerin proje hazırlama kapasitesinin güçlendirilmesi ve iklim yatırımlarına ulaşım imkanlarının artırılması da COP31 gündeminin önemli başlıkları arasında yer alacak.

DENİZLER VE KIYILAR İÇİN YENİ İŞ BİRLİĞİ

COP31 kapsamında denizler, kıyılar ve okyanuslara yönelik iklim çalışmalarının da ön plana çıkarılması planlanıyor.

Bu kapsamda Trabzon’da başlatılması planlanan “Mavi Diyalog” programıyla hükümetlerin yanı sıra uluslararası kuruluşlar, akademik çevreler, özel sektör, finans kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin ortak bir platformda buluşturulması hedefleniyor.

Türkiye ayrıca denizlerde yaşanan değişimlerin daha hızlı izlenebilmesi ve bilimsel verilerin etkin biçimde paylaşılabilmesi amacıyla “mavi veri ağı” oluşturulmasını gündemine alıyor.

Deniz suyu sıcaklıkları, kirlilik, kıyı erozyonu ve biyolojik çeşitlilikte yaşanan değişimlerin izlenmesiyle birlikte, sorunlar ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine risklerin önceden belirlenmesi ve erken önlem alınması amaçlanıyor.

KIYIDAN DENİZE SIFIR ATIK MODELİ

Deniz kirliliğiyle mücadelede kara kaynaklı atıkların denizlere ulaşmasının önlenmesi de COP31’in gündeminde olacak.

Bu kapsamda kıyıdan denize sıfır atık uygulamalarının yaygınlaştırılması, deniz çayırlarının, deltaların, sulak alanların ve hassas kıyı ekosistemlerinin korunması ve restorasyonu için yeni çalışmalar yürütülmesi planlanıyor.

Özellikle iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha kırılgan durumda bulunan ada devletleri ve gelişmekte olan kıyı ülkelerinin proje geliştirme, teknolojiye ulaşma ve finansman sağlama kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Bakan Kurum, iklim adaletinin yalnızca uluslararası toplantılarda kullanılan bir kavram olarak kalmaması gerektiğine dikkat çekerek, ülkelerin sahip olduğu imkanların ortak mücadele kapsamında paylaşılmasının önemini vurguladı.

MARMARA’DAKİ DENEYİM ANTALYA’YA TAŞINACAK

COP31 hazırlıkları kapsamında Türkiye’nin Marmara Denizi’nde yaşadığı müsilaj sorunu sonrasında yürüttüğü çalışmalar da uluslararası iklim politikaları açısından örnek olarak değerlendiriliyor.

Bakan Kurum, Marmara Denizi’nde atık su altyapısının dönüştürülmesine yönelik çalışmalar kapsamında Dünya Bankası ile yürütülen süreç sonucunda yaklaşık 400 milyon avroluk finansman sağlandığını belirtti.

Kıyıya komşu illerdeki atık su arıtma tesislerinin kapasitesinin ve altyapısının geliştirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini ifade eden Kurum, Marmara’da edinilen tecrübenin denizlerin ve kıyı alanlarının korunmasına yönelik daha geniş kapsamlı politikalara katkı sağlayacağını belirtti.

Bu deneyimin yalnızca Türkiye açısından değil, benzer sorunlarla karşı karşıya olan diğer kıyı ülkeleri açısından da paylaşılabilir bir model oluşturması hedefleniyor.

ANTALYA’DA ORTAK İRADE OLUŞTURULACAK

Bakan Kurum’un açıklamalarında COP31’in başarısının yalnızca zirve sırasında alınacak kararlarla ölçülmemesi gerektiği mesajı da öne çıktı.

Asıl değerlendirmenin zirvenin ardından ortaya çıkacak somut sonuçlar üzerinden yapılması gerektiğini belirten Kurum, iklim projelerinin finansmana ulaşıp ulaşmadığının, kıyı bölgelerinin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelip gelmediğinin ve gelişmekte olan ülkelerin sağlanan imkanlardan ne ölçüde yararlanabildiğinin takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Bu yaklaşım kapsamında Trabzon’da diyaloğun başlatılması, Antalya’da ortak iradenin oluşturulması ve ortaya çıkan iradenin dünyanın farklı kıyı bölgelerine taşınması hedefleniyor.

Türkiye’nin COP31 kapsamında ortaya koyduğu modelin temelinde ise ülkeler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve alınan kararların sahada karşılık bulması yer alıyor.

COP31’İN MERKEZİNDE ANTALYA VAR

Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31, kentin uluslararası iklim diplomasisi açısından önemli bir buluşma noktası olmasını sağlayacak.

Zirve, bir yandan küresel iklim değişikliğiyle mücadelede yeni kararların ve iş birliklerinin şekilleneceği bir platform olurken, diğer yandan denizler, kıyılar, su kaynakları ve ekosistemlerin korunmasına yönelik somut projelerin gündeme taşınmasına imkan sağlayacak.

Bakan Kurum’un mesajları, Türkiye’nin COP31 hazırlığında yalnızca ev sahipliğine değil, uygulamaya, finansmana ve ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım ortaya koyduğunu gösteriyor.

Antalya’da oluşturulması planlanan ortak iradenin zirve sonrasında da devam ettirilmesi ve farklı coğrafyalardaki kıyı bölgelerine taşınması hedeflenirken, COP31’in önündeki en önemli sınav, masada verilen sözlerin sahada gerçek projelere ve kalıcı sonuçlara dönüşüp dönüşmeyeceği olacak.

 

Kaynak :
https://www.lidergazete.com/

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: