31 YILLIK İKLİM YOLCULUĞU ANTALYA’DA

Dünyanın iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürüttüğü diplomasi süreci, 1995 yılında Almanya’nın Berlin kentinde başlayan ilk Taraflar Konferansı’ndan (COP), 2026’da Antalya’da düzenlenecek COP31’e uzandı. 31 yıllık süreçte Kyoto Protokolü’nden Paris Anlaşması’na, iklim finansmanından fosil yakıt tartışmalarına kadar pek çok önemli başlık dünya gündemine taşındı. Ancak alınan kararlara rağmen ülkelerin taahhütlerini yerine getirmesi, finansman kaynaklarının oluşturulması ve küresel emisyonların azaltılması konularında çözüm bekleyen sorunlar devam ediyor.

07 Kas 2026 - 13:52 YAYINLANMA
07 Kas 2026 - 15:37 GÜNCELLEME
31 YILLIK İKLİM YOLCULUĞU ANTALYA’DA

İLK ZİRVE 1995’TE BERLİN’DE DÜZENLENDİ

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında düzenlenen COP toplantılarının ilki, 1995 yılında Almanya’nın başkenti Berlin’de gerçekleştirildi. Dönemin Almanya Çevre Bakanı Angela Merkel’in başkanlığındaki konferansa 117 taraf ve 53 gözlemci ülke katıldı.

İlk toplantıda, iklim değişikliğiyle mücadelede küresel iş birliğinin güçlendirilmesi ve ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik daha somut adımlar atması ele alındı.

İlk yıllardan itibaren gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki sorumluluk paylaşımı, müzakerelerin en tartışmalı konularından biri oldu. Gelişmekte olan ülkeler, tarihsel emisyonların önemli bölümünden sanayileşmiş ülkelerin sorumlu olduğunu savunurken gelişmiş ülkeler de emisyon azaltımının ekonomik etkilerine dikkat çekti.

KYOTO PROTOKOLÜ İLE YASAL BAĞLAYICILIK DÖNEMİ

İklim diplomasisinin en önemli dönüm noktalarından biri, 1997 yılında Japonya’da düzenlenen COP3 oldu. Konferans sonunda kabul edilen Kyoto Protokolü, gelişmiş ülkelere sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda yasal bağlayıcılığı bulunan hedefler getirdi.

Protokol kapsamında gelişmiş ülkeler için 2008-2012 döneminde sera gazı emisyonlarının 1990 seviyelerine göre ortalama yüzde 5 azaltılması hedeflendi. Gelişmekte olan ülkeler ise farklı yükümlülüklere tabi tutuldu.

ABD, protokolü imzalamasına rağmen onaylamadı. Daha sonraki yıllarda yaşanan siyasi ve ekonomik anlaşmazlıklar, Kyoto Protokolü’nün uygulanmasını zorlaştırdı.

2004 yılında Rusya’nın protokolü onaylamasıyla yürürlüğe girmesi için gerekli koşullar tamamlandı. Böylece iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası ölçekte bağlayıcı düzenlemelerin uygulanmasının önü açıldı.

KOPENHAG’DAN PARİS’E UZANAN SÜREÇ

2009 yılında Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da düzenlenen COP15, iklim finansmanı açısından önemli bir gelişmeye sahne oldu. Gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelerin emisyon azaltımı ve iklim değişikliğine uyum çalışmalarına destek amacıyla 2020 yılına kadar yıllık 100 milyar dolar kaynak sağlama hedefini kabul etti.

2010 yılında Meksika’da gerçekleştirilen COP16'da ise küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi döneme göre 2 dereceyle sınırlandırılması hedefi üzerinde uzlaşı sağlandı.

Uzun yıllar devam eden müzakerelerin en önemli sonucu, 2015 yılında Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen COP21 oldu. Konferans sonunda 195 ülke ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla Paris Anlaşması kabul edildi.

PARİS ANLAŞMASI KÜRESEL HEDEFİ BELİRLEDİ

4 Kasım 2016’da yürürlüğe giren Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme kıyasla 2 derecenin oldukça altında tutmayı ve 1,5 dereceyle sınırlandırmak için çaba göstermeyi hedefledi.

Anlaşmayla ülkelerin kendi emisyon azaltım hedeflerini belirlemesi ve bu hedefleri düzenli olarak güncellemesi öngörüldü. Böylece iklim değişikliğiyle mücadelede yalnızca gelişmiş ülkeleri değil, tüm tarafları kapsayan yeni bir uluslararası çerçeve oluşturuldu.

Ancak anlaşmanın uygulanması konusunda ülkeler arasında görüş ayrılıkları yaşanmaya devam etti. ABD'nin 2017 yılında Donald Trump yönetiminde anlaşmadan çekileceğini açıklaması, küresel iklim diplomasisinde yeni bir tartışma başlattı. ABD, Joe Biden döneminde 2021'de anlaşmaya yeniden katıldı. Trump'ın ikinci başkanlık döneminde ise yeniden çekilme süreci gündeme geldi.

KÖMÜR, PETROL VE DOĞAL GAZ TARTIŞMALARI

2021 yılında Glasgow’da düzenlenen COP26’da metan emisyonlarının azaltılması ve kömür kullanımının geleceği öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Fosil yakıtlardan kaynaklanan emisyonların düşürülmesi konusunda ülkelere çağrılar yapıldı.

2022’de Mısır’da gerçekleştirilen COP27’de ise iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkelerin yaşadığı kayıp ve zararlar gündemin merkezine taşındı. Bu kapsamda, iklim krizinin yol açtığı zararların karşılanmasına yönelik finansman mekanizması oluşturulması konusunda önemli bir uzlaşma sağlandı.

COP28’DE FOSİL YAKITLAR İLK KEZ FİNAL METNİNDE

2023 yılında Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde düzenlenen COP28, iklim müzakerelerinde tarihi bir gelişmeye sahne oldu.

Zirvenin sonunda kabul edilen nihai metinde ilk kez fosil yakıtlara açıkça atıfta bulunuldu. Metinde, enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşit bir şekilde uzaklaşılması çağrısı yapıldı.

Ayrıca iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha savunmasız ülkelerin kayıp ve zararlarının karşılanması amacıyla yeni bir fon oluşturulması konusunda adım atıldı. Fon için farklı ülkeler tarafından yaklaşık 700 milyon dolarlık taahhüt açıklandı.

COP29’DA İKLİM FİNANSMANI TARTIŞMASI

2024 yılında Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen COP29’un ana gündemini iklim finansmanı oluşturdu.

Zirvede, gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim finansmanının 2035 yılına kadar yıllık en az 300 milyar dolara çıkarılması hedefi açıklandı. Bununla birlikte gelişmekte olan ülkelerin iklim eylemi için ihtiyaç duyduğu kaynakların çok daha yüksek olduğu yönündeki değerlendirmeler, finansman tartışmalarını sürdürdü.

Zirve sonrasında ABD'nin Paris Anlaşması'ndan yeniden çekilme kararı da uluslararası iklim politikalarının geleceğine ilişkin tartışmaları artırdı. ABD'nin çekilme kararı 27 Ocak 2026'da yürürlüğe girdi.

BREZİLYA’DA FOSİL YAKITLAR KONUSUNDA UZLAŞMA SAĞLANAMADI

2025 yılında Brezilya’nın Belém kentinde düzenlenen COP30’da Amazon Ormanları’nın korunması, yerli halkların hakları ve iklim finansmanı öne çıkan konular oldu.

Zirve öncesinde fosil yakıtlardan çıkış için somut bir yol haritası hazırlanması beklense de nihai metinde bu yönde açık bir takvim ve yol haritası yer almadı.

Bunun yerine ülkelerin iklim hedeflerini ve uyum planlarını uygulamaya geçirmesini hızlandırmayı amaçlayan gönüllü mekanizmalar gündeme geldi. Böylece fosil yakıtların geleceği ve iklim finansmanının kapsamı, sonraki müzakerelere bırakılan önemli başlıklar arasında kaldı.

31 YILLIK DİPLOMASİNİN YENİ ADRESİ ANTALYA

İklim diplomasisinin 31'inci buluşması, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 ile devam edecek.

Berlin’de başlayan süreçte ülkeler, iklim değişikliğinin nedenleri ve sorumluluk paylaşımı konusunda müzakere yürütürken Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması gibi önemli uluslararası belgeler ortaya çıktı. Ancak küresel sıcaklık artışının sınırlandırılması, sera gazı emisyonlarının azaltılması, fosil yakıtlardan dönüşüm ve gelişmekte olan ülkelere finansman sağlanması konularında henüz aşılması gereken önemli engeller bulunuyor.

Antalya’daki COP31’in gündeminde de bu başlıkların belirleyici olması bekleniyor. 31 yıllık iklim diplomasisinin birikimi, bu kez Antalya’da ülkelerin önüne yeni kararlar ve uygulama sorumlulukları olarak gelecek.

 

Kaynak :
https://www.trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: