ANTALYA’DA 3 CİNAYETİ DNA ÇÖZDÜ
Antalya’nın Korkuteli ve Elmalı ilçelerinde 2011 ve 2012 yıllarında işlenen, yıllarca faili belirlenemeyen 3 cinayet, yeniden incelenen biyolojik deliller sayesinde aydınlatıldı. Korkuteli’nde öldürülen Havva Yıldırım’ın tırnaklarından elde edilen DNA örneklerinin, soruşturma kapsamında incelenen iki şüphelinin profilleriyle eşleşmesi üzerine Salih Kırçan ve Yusuf Kırçan tutuklandı.
Türkiye genelinde geçmiş yıllara ait faili meçhul dosyaları yeniden inceleyen Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı da bugüne kadar 52 maktulün bulunduğu 46 dosyanın çözüme kavuşturulmasını sağladı.
ANTALYA’DA YILLAR SONRA GELEN DNA SONUCU
11 Eylül 2011’de Korkuteli’nde Havva Yıldırım’ın, 17 Şubat 2012’de ise Elmalı’da Kadriye Tetik ve kızı Sevda Atalay’ın öldürülmesiyle ilgili soruşturmalar yıllarca sonuçsuz kaldı.
Dosyaların yeniden incelenmesi sırasında cinayetlerin işleniş biçimleri arasında benzerlik bulunduğu değerlendirildi. Özellikle Elmalı’daki olayda Kadriye Tetik’in ellerinin bağlanması, ağzının ve yüzünün bantlanması ve öldürüldükten sonra bileziklerinin alınması gibi ayrıntılar soruşturmanın yeniden değerlendirilmesine neden oldu.
Soruşturma kapsamında elde edilen yeni bulgular, daha önce dosyada işlem gören şüphelilerden alınan DNA örnekleriyle karşılaştırıldı.
Yapılan kriminal incelemede, Havva Yıldırım’ın tırnaklarının altında bulunan biyolojik örneklerin Salih Kırçan ve Yusuf Kırçan’ın DNA profilleriyle eşleştiği belirlendi. Elde edilen delillerin ardından iki şüpheli gözaltına alınarak adli makamlara sevk edildi ve tutuklandı.
ESKİ DOSYALAR YENİ TEKNOLOJİYLE MERCEK ALTINDA
Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, yıllar önce sonuç alınamayan veya takipsizlikle kapanan dosyaları yeniden ele alıyor.
Çalışmalarda yalnızca mevcut deliller değil, dönemin soruşturma dosyalarında yeterince değerlendirilememiş olabilecek biyolojik izler, HTS kayıtları, baz istasyonu verileri, PTS kayıtları ve diğer dijital veriler de yeniden inceleniyor.
Kriminal laboratuvarlarda gerçekleştirilen ileri teknolojik analizlerle olay yerlerinde bulunan küçük ve önemsiz görünen ayrıntılar yeniden değerlendiriliyor. Bir sigara izmaritindeki DNA, olay yerinde kalan küçük bir parça veya maktulün tırnaklarının altında bulunan biyolojik materyal, yıllar sonra soruşturmanın seyrini değiştirebiliyor.
ALMANYA’DAN GELEN TETİKÇİ DOSYASI ÇÖZÜLDÜ
Faili meçhul dosyaların yeniden incelenmesi kapsamında Muş’un Hasköy ilçesinde 2011 yılında Felemez Kulaç’ın öldürülmesi de aydınlatılan dosyalar arasında yer aldı.
Soruşturmanın yeniden değerlendirilmesiyle, Kulaç ile Sekin aileleri arasında 1988 yılına kadar uzanan bir kan davası bulunduğu belirlendi. İncelemelerde, cinayetin işlenmesi amacıyla Almanya’dan Ercan Sekin’in Türkiye’ye getirildiği değerlendirildi.
Ekipler, yaklaşık 15 yıl öncesine ait ulaşım ve iletişim kayıtlarını yeniden inceleyerek şüphelinin Türkiye’ye girişinden itibaren izlediği güzergâhı ortaya çıkardı.
Kayıtlara göre Ercan Sekin, 25 Ekim 2011’de Almanya’dan Türkiye’ye karayoluyla giriş yaptı. Ardından Erdoğan Erad ile temas kurduğu, baz istasyonu kayıtlarının ikilinin Pendik-Yalova Feribot İskelesi civarında buluştuğunu gösterdiği ve buradan Bursa üzerinden Bitlis’in Güroymak ilçesine geçtikleri tespit edildi.
Olay öncesinde bazı şüphelilerin bölgeyi birlikte inceledikleri, baz istasyonu verileri üzerinden ortaya konuldu.
KAÇIŞ GÜZERGÂHI DA KAYITLARDAN ÇIKARILDI
Soruşturma kapsamında cinayet günü yaşananlar ve sonrasındaki hareketlilik de yeniden analiz edildi.
31 Ekim 2011 sabahı Güroymak’tan Hasköy’e gelen Erdoğan Erad ve Ercan Sekin’in, maktulün belediye otobüsüne bineceği bilgisine ulaştıkları, ardından otobüsten ineceği noktada pusu kurulduğu değerlendirildi.
Ercan Sekin’in boş arazide Felemez Kulaç’a ateş ederek öldürdüğü ve olay sonrasında şüphelilerin Varto’ya kaçtığı tespit edildi.
Cinayet sonrasında bazı şüphelilerin Bursa üzerinden yeniden hareket ettiği, olası yol kontrollerine karşı öncü-artçı şeklinde ilerledikleri belirlendi. Ercan Sekin’in ise 2 Kasım 2011 gecesi Kapıkule Sınır Kapısı’ndan yurt dışına çıktığı tespit edildi.
Soruşturma kapsamında 11 Eylül 2026’da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda Ercan Sekin ve Erdoğan Erad’ın da aralarında bulunduğu 11 şüpheli gözaltına alındı.
KÜÇÜK BİR ARAÇ PARÇASI YILLAR SONRA İZ SÜRDÜRDÜ
Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde 7 yaşındaki Medine Kesmeni’nin ölümüyle sonuçlanan olayın yeniden incelenmesinde ise yol kenarında bulunan küçük parçalar önemli rol oynadı.
Olay yerinde bulunan 6 küçük far parçasının, Tofaş Şahin, Doğan veya Tempra tipi araçlardan birine ait olabileceği belirlendi. PTS kayıtlarında yapılan taramada yaklaşık 90 araç tespit edildi.
Yıllar sonra gelen bir ihbarla, kazaya karıştığı değerlendirilen araçlardan birinin olayın ardından tamir edilip boyandığı bilgisine ulaşıldı. Tamircinin belirlenmesi, PTS kayıtları ve daraltılmış baz verilerinin birlikte değerlendirilmesiyle şüpheliye ulaşıldı ve bir kişi tutuklandı.
SİGARA İZMARİTİ CİNAYETİN ŞİFRESİNİ ÇÖZDÜ
Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde 18 Nisan 2016’da çobanlık yaptığı sırada başından vurularak öldürülen Mehmet Emin Karaalp dosyası da yıllar sonra çözülen soruşturmalar arasında yer aldı.
Olay yerinde bulunan 4 sigara izmariti yeniden incelendi. Moleküler genetik çalışmalar sonucunda izmaritlerden elde edilen DNA profillerinin İsmail Karaalp ve Kadri Karaalp’ten alınan örneklerle eşleştiği belirlendi.
DNA sonuçları, HTS ve daraltılmış baz incelemeleriyle desteklendi. Soruşturma kapsamında 8 kişi gözaltına alınırken 5 şüpheli hakkında tutuklama kararı verildi.
144 KAYIP KADIN DOSYASI TEK TEK İNCELENDİ
Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 2013 yılında kaybolan ve daha sonra kafatası ile kemik parçaları bulunan Dilek Kalkan dosyasında da kapsamlı bir çalışma yürütüldü.
Soruşturmanın yeniden açılmasıyla Diyarbakır ve çevresinde kaybolan 144 genç kadının dosyası tek tek incelendi. Dere yatağında bulunan kemik ve kafatasının kimliğinin belirlenmesi için yapılan DNA çalışmasında, kalıntıların Dilek Kalkan’a ait olduğu ve annesiyle yüzde 99,99 uyum bulunduğu belirlendi.
Bunun ardından yıllar öncesine ait HTS ve baz kayıtları yeniden analiz edilerek şüphelilerin olayla bağlantıları araştırıldı. Elde edilen delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda 7 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
36 KURUMDAN DİJİTAL VERİ TOPLANDI
Siirt’te kaybolan Mekiye Akyel dosyası da yeniden soruşturulan dosyalar arasında yer aldı.
İki yıllık HTS kayıtlarının incelendiği soruşturmada 36 kurumdan dijital veri talep edildi. Telefon, banka, sosyal medya ve konum hareketleri araştırılırken, şüphelilerin telefonlarını aynı saatlerde kapattıkları ve ifadelerinde çelişkiler bulunduğu tespit edildi.
Dosyada ayrıca 8 yaşındaki bir çocuğun pedagog ve avukat eşliğinde alınan ifadesi de değerlendirildi. Cesede ulaşılamamasına rağmen HTS, PTS, baz kayıtları, dijital veriler, tanık anlatımları ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek soruşturma kapsamında cinayet suçlamasıyla iddianame düzenlendi.
52 MAKTULÜN BULUNDUĞU 46 DOSYA AYDINLATILDI
Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın çalışmaları, yıllardır çözülemeyen dosyalarda teknolojik imkanların ve yeniden yapılan kriminal incelemelerin önemini ortaya koydu.
Daire tarafından bugüne kadar 52 maktulün bulunduğu 46 faili meçhul dosyanın çözüme kavuşturulduğu bildirildi. Antalya’daki üç cinayet dosyasında olduğu gibi, yıllar önce elde edilen ancak sonuç vermeyen delillerin günümüz teknolojisiyle yeniden değerlendirilmesi, soruşturmaların seyrini değiştirebiliyor.
Bu çalışmalarla birlikte yıllardır cevap bekleyen cinayet dosyalarının, DNA analizleri, dijital kayıtlar, baz istasyonu verileri ve kriminal incelemeler üzerinden yeniden ele alınması sürdürülüyor.
- Antalya
- korkuteli
- Adalet Bakanlığı
- elmalı
- DNA
- cinayet soruşturması
- Faili meçhul cinayet
- Havva Yıldırım
- Kadriye Tetik
- Sevda Atalay
- Salih Kırçan
- Yusuf Kırçan
- Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı
- kriminal inceleme
- HTS
- PTS
- Antalya cinayetleri