UZUN YAŞAMIN BİLİMİ MASAYA YATIRILDI
ANSİAD’ın 2026 yılı ilk kahvaltılı toplantısında “Longevity: Hücreden Hayata Uzanan Sağlıklı Yaşam Bilimi” başlığı ele alındı.
Akra Hotel’de düzenlenen buluşmanın konuğu Tıbbi Biyokimya Uzmanı Dr. Asuman Kaplan Algın oldu. Toplantıda uzun ve sağlıklı yaşamın genetikten epigenetiğe uzanan bilimsel temelleri değerlendirildi.
SAĞLIK STRATEJİK BİR BAŞLIK OLARAK ELE ALINDI
İş dünyasının yoğun temposu, stres yükü ve sürdürülebilir başarının sağlıkla doğrudan ilişkisi çerçevesinde kurgulanan toplantıda Dr. Algın, sağlığın yalnızca bireysel değil; kurumsal verimlilik ve liderlik performansı açısından da stratejik bir unsur olduğunu vurguladı.
Longevity kavramının popüler bir trend olmanın ötesinde, hücresel düzeyde değerlendirilmesi gereken ileri bir sağlık yaklaşımı olduğunu belirten Algın, “Genetik kader olabilir ancak epigenetik ipler bizim elimizdedir” dedi. Yaşam tarzı tercihlerinin gen ifadesini değiştirebildiğini ifade eden Algın, bilinçli ve sürdürülebilir alışkanlıkların belirleyici rolüne dikkat çekti.
“VÜCUDUN SESSİZ ÇIĞLIKLARINI DUYMALIYIZ”
Modern yaşam temposunun biyolojik uyarıları görünmez hale getirdiğini belirten Algın, uyku kalitesi, su tüketimi, hareket ve stres yönetiminin temel sağlık göstergeleri olduğunu söyledi. “Sağlık bir sabah aniden kaybedilmez. Süreç adım adım ilerler” ifadeleriyle erken risk analizinin önemini vurguladı.
Yaşlanmanın bir çöküş değil, birikimin zirvesi olduğunu dile getiren Algın, bireylerin aktif ve üretken kalmasının hem kişisel hem toplumsal fayda sağladığını belirtti.
“HERKES KENDİ MAVİ ZONUNU OLUŞTURMALI”
Dünyada uzun yaşamın gözlemlendiği “mavi zon” bölgelerine değinen Algın, düşük stres, aktif yaşam ve güçlü sosyal bağların belirleyici olduğunu aktardı. “Modern yaşamın içinde de kendi mavi zonumuzu oluşturabiliriz” diyerek kişisel sağlık yönetiminin önemine işaret etti.
Beslenme, nefes ve bağırsak sağlığının merkezi rolüne dikkat çeken Algın, kronik ve otoimmün hastalıkların artışına değinerek koruyucu hekimliğin gerekliliğini vurguladı. Sağlığın yüzde 15-30’unun genetik, yüzde 70-85’inin epigenetik faktörlere bağlı olduğunu ifade etti.
GETAT VE MODERN TIBBIN ENTEGRASYONU
GETAT uygulamalarının modern tıbbın karşısında değil, doğru entegrasyonla yanında konumlanması gerektiğini belirten Algın; akupunktur, ozon tedavisi, fitoterapi ve rejeneratif tıp uygulamalarının bilimsel protokoller çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Longevity yaklaşımının tedavi odaklı değil, koruyucu ve önleyici bir perspektife dayandığını belirten Algın, “Hücre bozulmadan önce önlem almak esastır” dedi.
Toplantı, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.