ANTALYA’NIN GÖZÜ DOĞU AKDENİZ’DE

Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile 2019’da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını onaylaması, Doğu Akdeniz’de yeni bir diplomatik gelişme olarak gündeme geldi.

22 Eki 2026 - 17:58 YAYINLANMA
22 Eki 2026 - 18:44 GÜNCELLEME
ANTALYA’NIN GÖZÜ DOĞU AKDENİZ’DE

Antalya Denizcileşme Platformu Başkanı İzzet Ünlü, kararın Mavi Vatan politikası açısından önemine dikkat çekerek, “Bizi kendi körfezimize hapsetmek istiyorlardı” dedi.

LİBYA MECLİSİNDEN DENİZ YETKİ ALANLARI KARARI

Türkiye ile Libya arasında Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin 2019 yılında imzalanan mutabakat, Libya Temsilciler Meclisi’nin 20 Ekim 2026 tarihli kararıyla yeniden gündeme taşındı. Libya’nın doğusundaki Bingazi merkezli Temsilciler Meclisi’nin, söz konusu mutabakatı oy birliğiyle onayladığı ve 2020 yılında alınan ret kararını iptal ettiği bildirildi.

Gelişme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları politikası ve Libya ile ilişkileri bakımından önem taşıyor. Antalya Denizcileşme Platformu Başkanı İzzet Ünlü, kararı Mavi Vatan yaklaşımı çerçevesinde değerlendirdi.

Ünlü, Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakatın uzun süredir farklı siyasi çevrelerin itirazlarıyla karşılaştığını belirterek, Libya Temsilciler Meclisi’nin son kararının anlaşmanın Libya içindeki siyasi kabulü bakımından dikkat çekici olduğunu ifade etti.

“DOĞU AKDENİZ’DE DENGELER AÇISINDAN ÖNEMLİ”

Libya Temsilciler Meclisi’nin kararını Doğu Akdeniz’de yıllardır devam eden diplomatik ve hukuki tartışmalar çerçevesinde değerlendiren Ünlü, gelişmenin Türkiye açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini savundu.

Ünlü, “Doğu Akdeniz’de yıllardır ilmek ilmek dokunan jeopolitik satrançta, şah-mat hamlesi gerçekleşti. T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın 20 Ekim 2026 tarihli resmi açıklamasıyla selamladığımız gelişme, sadece diplomatik bir başarı değil; Mavi Vatan stratejimizin Akdeniz sularında sarsılmaz bir biçimde tescil edilmesidir” ifadelerini kullandı.

Libya’da farklı siyasi merkezlerin mutabakata yaklaşımının, anlaşmanın siyasi zemini açısından önem taşıdığını belirten Ünlü, Temsilciler Meclisi’nin önceki ret kararını kaldırmasını Türkiye-Libya ilişkileri bakımından yeni bir aşama olarak değerlendirdi.

Ünlü, bu gelişmenin Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları mutabakatına yönelik meşruiyet tartışmalarını da yeniden gündeme getirdiğini dile getirdi.

ANTALYA KIYILARI AÇISINDAN MAVİ VATAN VURGUSU

Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin Antalya açısından da yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Ünlü, Türkiye’nin deniz yetki alanlarının korunmasının bölgenin geleceği ve denizlerdeki ekonomik faaliyetler bakımından önem taşıdığını söyledi.

Antalya kıyılarının Doğu Akdeniz’e açılan konumu nedeniyle deniz yetki alanlarına ilişkin gelişmelerin kent açısından özel bir anlam taşıdığını ifade eden Ünlü, şu değerlendirmede bulundu:

“Antalya kıyılarımızdan bakınca bu kararın anlamı çok daha büyüktür. Bizi kendi körfezimize hapsetmek, Akdeniz’in zengin hidrokarbon kaynaklarından dışlamak isteyen maksimalist Seville Haritası ve Yunan-Mısır tezleri artık resmen geçersizdir.”

Ünlü’nün bu sözleri, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve çıkarlarına ilişkin yaklaşımını yansıtırken, deniz yetki alanlarının belirlenmesine yönelik uluslararası hukuki ve diplomatik tartışmaların da sürdüğünü ortaya koyuyor.

ENERJİ KORİDORLARI VE DENİZ YETKİ ALANLARI

Türkiye-Libya mutabakatının enerji politikaları açısından da önemli olduğunu belirten Ünlü, Doğu Akdeniz’de olası enerji projelerinin Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin tutumundan bağımsız ele alınamayacağını savundu.

Ünlü, Türkiye ile Libya arasındaki mutabakatla belirlenen hattın, bölgedeki enerji güzergâhları ve deniz yetki alanları tartışmalarında Türkiye’nin konumunu öne çıkardığını ifade etti. Doğu Akdeniz’de enerji kaynaklarının araştırılması ve taşınmasına ilişkin projelerin, bölge ülkeleri arasındaki diplomatik ilişkilerle yakından bağlantılı olduğuna dikkat çekti.

Ünlü, “Türkiye ile Libya arasında çekilen o stratejik diagonal hat, Doğu Akdeniz’de Ankara’nın masada ve sahada onayı olmadan hiçbir enerji koridorunun kurulamayacağını dünyaya ilan etmiştir” dedi.

Bununla birlikte, mutabakatın bölgesel enerji projeleri ve deniz sınırları üzerindeki etkileri; ilgili ülkelerin tutumları, uluslararası hukuk çerçevesi ve diplomatik süreçlerle birlikte değerlendirilmesi gereken bir konu olmayı sürdürüyor.

“HAKLARIMIZDAN TAVİZ VERMEYECEĞİZ”

Türkiye’nin Akdeniz politikasında uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkelerinin önemine değinen Ünlü, barışçı yaklaşımın deniz yetki alanlarına ilişkin haklardan vazgeçmek anlamına gelmediğini söyledi.

Türkiye’nin bölgede hakça paylaşım ve diplomasi temelinde hareket etmesi gerektiğini belirten Ünlü, Libya Temsilciler Meclisi’nin kararını Türkiye’nin son yıllarda yürüttüğü Akdeniz diplomasisinin önemli bir gelişmesi olarak değerlendirdi.

Ünlü, “Türkiye uluslararası hukuka saygılı tutumuyla Akdeniz’de her zaman ‘hakça paylaşım’ ve barıştan yana olmuştur. Ancak bu barışçıl tutum, haklarımızdan taviz vereceğimiz anlamına gelmez. Libya Meclisi’nin bu tarihi adımı, Türkiye’nin son yıllarda yürüttüğü dengeli, sabırlı ve kararlı Akdeniz diplomasisinin en somut zaferidir” ifadelerini kullandı.

GÖZLER DOĞU AKDENİZ’DEKİ DİPLOMATİK SÜREÇTE

Libya Temsilciler Meclisi’nin kararı, Türkiye ile Libya arasındaki 2019 tarihli deniz yetki alanları mutabakatını yeniden bölgesel gündemin merkezine taşıdı. Kararın diplomatik ilişkilere, deniz yetki alanlarına ilişkin tartışmalara ve Doğu Akdeniz’deki enerji politikalarına nasıl yansıyacağı ise önümüzdeki süreçte izlenecek gelişmelerle daha net ortaya çıkacak.

Mavi Vatan politikasının önemini vurgulayan İzzet Ünlü, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Mavi Vatan, artık her zamankinden daha güvenli, yasal zeminimiz her zamankinden daha sarsılmazdır. Dalgalar şimdi Akdeniz’de daha gür, geleceğimiz daha aydınlıktır.”

 

Kaynak :
https://www.antalyaekspres.com.tr

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: