ANTALYA’NIN ADINI KİMSE KİRLETMESİN
Antalya'nın adını duyunca aklımıza rüşvet, fuhuş, usulsüzlük değil; deniz, güneş, tarih ve güzellik gelmeli.
İşte benim içimi acıtan tam da bu…
Dünyanın gözbebeği Antalya'nın adı, son dönemde neden güzel şeylerden çok kötü olaylarla yan yana anılıyor?
Bu şehir bunu hak etmiyor.
Antalya yalnızca bir turizm kenti değil; milyonlarca insanın emeği, hatırası ve ortak değeridir.
Ve hiç kimsenin yaptığı yanlış, koskoca bir şehrin üzerine kara bir leke olarak yapışmamalıdır.
ANTALYA’NIN ADI BU KADAR UCUZ OLMAMALI
Bir şehrin itibarı bir günde oluşmaz.
Yıllar ister.
Emek ister.
Sabır ister.
Antalya'nın bugün dünyada bilinen bir marka haline gelmesinin arkasında yalnızca deniz, güneş ve doğal güzellikler yok.
Bu şehrin arkasında alın teri var.
Turizmcinin emeği var.
Esnafın mücadelesi var.
Çiftçinin üretimi var.
Otel çalışanının gece gündüz demeden verdiği hizmet var.
Şoförün direksiyon başındaki emeği var.
Rehberin anlattığı tarih var.
Sanatçının ürettiği eser var.
Sporcunun mücadelesi var.
Basın mensubunun kamuoyuna aktardığı haber var.
Kısacası Antalya'nın arkasında milyonlarca insanın emeği var.
Tam da bu nedenle, bir kişinin ya da bir grubun yaptığı iddia edilen yanlışların bütün Antalya'nın üzerine yazılmasını doğru bulmuyorum.
Elbette iddia varsa haber yapılacak.
Elbette soruşturma varsa kamuoyu bilgilendirilecek.
Elbette kamu adına görev yapanlarla ilgili ciddi iddialar varsa bunlar araştırılacak.
Ama iddia ile kesinleşmiş yargı kararını birbirine karıştırmayacağız.
Çünkü hukuk devletinin en temel kurallarından biri budur.
Bir soruşturma, tek başına suçun kesinleştiği anlamına gelmez.
Bir iddia, hüküm değildir.
Bir kişinin eylemi de milyonlarca insanın yaşadığı Antalya'nın kimliği olamaz.
PEKİ ANTALYA DENİLİNCE NE HATIRLANMALI?
Ben Antalya denildiğinde önce başka şeyler hatırlansın istiyorum.
Aspendos…
Perge…
Kaleiçi…
Olympos…
Kaş…
Kemer…
Alanya…
Manavgat…
Konyaaltı…
Akdeniz'in mavisi…
Torosların heybeti…
Gün batımında Lara'nın sahilleri…
Kaleiçi'nin dar sokakları…
Binlerce yıllık tarih…
Ve dünyanın dört bir yanından Antalya'ya gelen milyonlarca insan…
Antalya'nın hikâyesi bundan ibaret de değil.
Bu şehir sabahın erken saatinde kepengini açan esnaftır.
Tarlasına giden çiftçidir.
Çocuğunun geleceği için çalışan annedir, babadır.
Üniversitede hayal kuran gençtir.
Yeni bir iş kurmak için bütün birikimini ortaya koyan girişimcidir.
Otelinde yabancı misafiri ağırlayan turizm çalışanıdır.
Sahneye çıkan sanatçıdır.
Haber peşinde koşan basın mensubudur.
Antalya, aslında bütün bu insanların ortak hikâyesidir.
KÖTÜLÜKLERİ GİZLEMEK DEĞİL, DOĞRU YERDEN KONUŞMAK
Şunu özellikle belirtmek isterim:
Antalya'da hiçbir sorun yokmuş gibi davranılmasını savunmuyorum.
Tam tersine…
Varsa yolsuzluk iddiası araştırılmalıdır.
Varsa usulsüzlük ortaya çıkarılmalıdır.
Varsa kamu zararı hesabı sorulmalıdır.
Varsa suç, hukuk önünde karşılığını bulmalıdır.
Bunların hiçbiri halının altına süpürülmemeli.
Çünkü bir şehri temiz tutmanın yolu sorunları saklamak değildir.
Sorunların üzerine cesaretle gitmektir.
Fakat bunu yaparken de ölçüyü kaybetmemektir.
Bir olay üzerinden bütün şehri suçlu gibi göstermek…
Bir kişinin iddiasını kesin gerçek gibi sunmak…
Bir soruşturmayı mahkûmiyet gibi anlatmak…
Bunlar Antalya'nın da gazeteciliğin de hak ettiği yaklaşım değildir.
ANTALYA’NIN ADI BİR SUÇ DOSYASINA SIĞMAZ
Bazen haber başlıklarına bakıyorum.
Antalya'nın adı bir operasyonla, bir soruşturmayla, bir suç iddiasıyla yan yana geliyor.
Sonra düşünüyorum:
Bu kadar büyük ve güzel bir şehir gerçekten birkaç kötü olayla mı anlatılmalı?
Hayır.
Antalya bundan çok daha büyük.
Bu şehirde her gün binlerce güzel olay yaşanıyor.
Bir öğrenci dereceye giriyor.
Bir sporcu madalya kazanıyor.
Bir sanatçı yeni bir eser ortaya koyuyor.
Bir girişimci yeni bir işletme açıyor.
Bir turizm çalışanı dünyanın farklı ülkelerinden gelen insanlara Antalya'yı anlatıyor.
Bir çiftçi ürününü yetiştiriyor.
Bir esnaf dükkânının ışığını yakıyor.
Bir doktor hastasına şifa olmaya çalışıyor.
Bir öğretmen öğrencisinin geleceğine dokunuyor.
Bütün bunlar da Antalya'nın hikâyesi.
Neden sadece kötü olanı büyütelim?
Neden güzel olanı görmezden gelelim?
ATATÜRK’ÜN ANTALYA’SINDAN BUGÜNÜN ANTALYA’SINA
Antalya denildiğinde Mustafa Kemal Atatürk'ün bu şehre verdiği önem de akla geliyor.
Atatürk'e atfedilen “Dünyanın en güzel şehri” sözü Antalya için yıllardır kullanılıyor. Ancak bu ifadenin tarihsel kaynağı konusunda kesin konuşurken dikkatli olmak gerekiyor.
Fakat bana göre burada asıl mesele yalnızca bu sözün kime ait olduğu değil.
Asıl mesele, bizim Antalya'yı nasıl bir şehir olarak geleceğe bırakacağımızdır.
Çocuklarımıza nasıl bir Antalya bırakacağız?
Hukuka güvenilen bir Antalya mı?
Şeffaflığın konuşulduğu bir Antalya mı?
Üreten, gelişen, kültür ve sanatla büyüyen bir Antalya mı?
Yoksa adı sürekli tartışmalarla, iddialarla ve kötü olaylarla yan yana gelen bir Antalya mı?
Ben birinci Antalya'yı görmek istiyorum.
ANTALYA’YI SEVMEK, YANLIŞLARI GÖRMEZDEN GELMEK DEĞİLDİR
Antalya'yı seviyorsak bu şehrin yanlışlarını da konuşacağız.
Trafiği konuşacağız.
Kentsel dönüşümü konuşacağız.
Çevre sorunlarını konuşacağız.
Plansız yapılaşmayı konuşacağız.
Turizmin geleceğini konuşacağız.
Kamu yönetimindeki sorunları konuşacağız.
Ama bunları konuşurken Antalya'nın tamamını birkaç olayın içine hapsetmeyeceğiz.
Çünkü eleştirmek başka şeydir, karalamak başka.
Sorgulamak başka şeydir, hüküm vermek başka.
Haber yapmak başka şeydir, bir şehrin tamamına etiket yapıştırmak başka.
Gazetecilik gerçeğin peşinden gitmektir.
Ne eksik…
Ne fazla…
Ne de tarafgir.
TEMİZ ANTALYA, SADECE BİR SLOGAN DEĞİLDİR
Antalya'nın temiz kalması yalnızca bir kişinin sorumluluğu değildir.
Siyasetçinin de sorumluluğudur.
Bürokratın da…
İş insanının da…
Esnafın da…
Turizmcinin de…
Basının da…
Vatandaşın da…
Herkes kendi alanında üzerine düşeni yaparsa şehir kazanır.
Kamu yöneticisi şeffaf olacak.
Siyasetçi hesap verecek.
İş dünyası hukuka uyacak.
Basın doğrulanmış bilgiyi aktaracak.
Vatandaş yanlış gördüğünde demokratik yollarla itiraz edecek.
Ve hukuk…
Kimsenin makamına, parasına, gücüne veya çevresine bakmadan işleyecek.
İşte o zaman Antalya'nın itibarı da güçlenir.
BEN ANTALYA’NIN ADINI GÜZEL ŞEYLERLE YAN YANA GÖRMEK İSTİYORUM
Ben bir gazeteci olarak Antalya'nın adını haberlerde görmekten rahatsız değilim.
Tam tersine…
Antalya haberin merkezinde olsun.
Ama başarılarıyla olsun.
Turizmdeki başarısıyla…
Kültür ve sanattaki etkinlikleriyle…
Spor organizasyonlarıyla…
Bilimsel çalışmalarıyla…
Yeni yatırımlarıyla…
Tarihi ve kültürel mirasıyla…
Dünyaya açılan yüzüyle…
Çünkü bu şehir bunu hak ediyor.
Elbette kötü olaylar da haber olacak.
Elbette soruşturmalar da yazılacak.
Elbette kamuoyunun bilmesi gereken her konu gazetecinin gündeminde olacak.
Ama bir şehrin tamamını birkaç kötü haberin içine sıkıştırmayalım.
Çünkü Antalya'nın hikâyesi, birkaç kişinin yaptığı yanlışlardan çok daha büyük.
SON SÖZÜM ANTALYA’YA…
Ben Antalya'nın adını duyduğumda içimin kabarmasını istiyorum.
Bir çocuğun başarısıyla…
Bir sanatçının ödülüyle…
Bir sporcunun zaferiyle…
Bir bilim insanının çalışmasıyla…
Bir turizm çalışanının emeğiyle…
Bir esnafın başarı hikâyesiyle…
Bir öğrencinin hayaliyle…
Bir yatırımcının cesaretiyle…
Güzel şeylerle anılsın Antalya.
Bu şehir rüşvetin, fuhuşun, usulsüzlüğün ya da herhangi başka bir suç iddiasının adı değildir.
Antalya, bu şehirde yaşayan milyonlarca insanın ortak evidir.
Birilerinin yanlışının bedelini koskoca bir şehir ödememeli.
Bir kişinin adıyla Antalya'nın adı özdeşleştirilmemeli.
Bir soruşturmanın gölgesi Antalya'nın tamamının üzerine düşmemeli.
Ve en önemlisi…
Antalya'nın itibarı birkaç kişinin değil, hepimizin meselesidir.
Ben Antalya'nın adını korumak istiyorum.
Sorunları saklayarak değil.
Gerçekleri gizleyerek değil.
Gerçeği doğru söyleyerek…
Haksızlık varsa karşı çıkarak…
Yanlış varsa yazarak…
İddia varsa araştırarak…
Suç varsa hukuk önünde hesabının sorulmasını isteyerek…
Ama bütün bunları yaparken Antalya'nın milyonlarca insanının emeğine, onuruna ve itibarına sahip çıkarak.
Çünkü Antalya sadece bir şehir değildir.
Antalya bizim ortak hafızamızdır.
Ortak değerimizdir.
Ortak geleceğimizdir.
Ve benim dileğim çok açık:
ANTALYA'NIN ADI KÖTÜLÜKLERLE DEĞİL, GÜZELLİKLERLE ANILSIN.
ANTALYA'NIN ADINI KİMSE KİRLETMESİN.