Yeni Dünya Düzeni Dosyaları – III
Kadim Metinlerden Algoritmalara: Kıyamet Neden Yeniden Yazılıyor?
Kadim metinlerde kıyamet, yalnızca dünyanın sonu değildir. Asıl mesele dünyanın nasıl yaşandığıdır. Kıyamet, insanın ölçüyü kaybettiği, adaletin bozulduğu, gücün hakikatin önüne geçtiği anlarda hatırlatılır. Bir son tehdidi değil, bir uyarı dilidir.
Bugün ise kıyamet dili değişti.
Artık ne peygamberler konuşuyor ne de vahiy dili hâkim. Yerini raporlar, modeller, senaryolar aldı. Kutsal metinlerde “insan azdı” denirdi; bugün “sistem çöktü” deniyor. Fail belirsiz, sorumluluk dağılmış, vicdan ise tamamen devre dışı.
Oysa dikkatle bakıldığında anlatı aynı, sadece kelimeler güncellendi.
Kadim metinlerde kıyamet;
– adaletin kaybolduğu,
– güçlünün zayıfı ezdiği,
– insanın kendini merkeze koyduğu zamanlarda yaklaşır.
Modern dünyada da tablo farklı değil.
Sadece Tanrı’nın yerini insan aklı, insan aklının yerini ise hesaplayan makineler aldı.
Bugün bilim, kehanet üretmiyor gibi görünür. Ama sürekli gelecek senaryoları çizer: “Eğer böyle devam ederse…” İşte bu dil, modern çağın apokaliptik anlatısıdır. Korkutmaz; hazırlar. Sarsmaz; alıştırır.
Kadim metinlerde kıyamet yaklaştıkça insanlar “uyarılara kulak tıkayanlar” ve “uyanık kalanlar” diye ayrılır. Bugün de benzer bir ayrım var ama isimleri değişti:
Sorgulayanlar “bilim karşıtı”, teslim olanlar “gerçekçi” ilan ediliyor.
Bu noktada kritik bir kırılma yaşanıyor:
Kıyamet artık insanı tevbeye değil, optimizasyona çağırıyor.
Daha az karbon, daha fazla kontrol, daha sıkı denetim… Sorunlar ahlâki değil, teknik başlıklar hâline getiriliyor. İnsan düzeltilmesi gereken bir varlık değil; yönetilmesi gereken bir değişken olarak görülüyor.
Ve tam bu noktada yapay zekâ sahneye çıkıyor.
Kadim anlatılarda kıyamet öncesi insan “kurtarıcı” bekler. Bugün bu beklenti bilinçaltından silinmiş gibi görünse de biçim değiştirerek geri dönüyor. Artık kurtarıcı kutsal değil; tarafsız. Hata yapmayan, duygulanmayan, hesaplayan bir akıl…
Ama soru şu:
Hata yapmayan bir akıl, merhameti nereden öğrenecek?
Bu seride iddiam net:
Yeni dünya düzeni, kıyameti inkâr etmiyor. Onu sekülerleştiriyor. Tanrısız, ahlâksız ama son derece ikna edici bir dil kuruyor. İnsanlığa “son yaklaşıyor” demiyor; “biz seni kurtarırız” diyor.
Bir sonraki yazıda şu sorunun peşine düşeceğiz:
Yapay zekâ neden sadece bir araç değil, yeni bir kader tasarımıdır?
Ve insan bu kaderin neresinde durabilir?
- yapay zekâ
- ahlak krizi
- yeni dünya düzeni
- kıyamet
- apokaliptik anlatı
- kadim metinler
- algoritmalar
- sekülerleşme
- modern çağ
- güç ve adalet
- insanlık
- gelecek senaryoları
- teknoloji ve toplum
- kader tasarımı
- kontrol ve denetim