YENİ DÜNYA DÜZENİ DOSYALARI – VI

İTAAT, FİRAVUN VE TANRI’SIZ KURTULUŞ

17 Şub 2026 - 23:13 YAYINLANMA

Yeni dünya düzenini anlamak için tek bir başlık yetmez. Çünkü bugün yaşadığımız şey tek bir kriz değil; üçlü bir dönüşümdür: itaat biçimi değişti, iktidar şekil değiştirdi, kurtuluş vaadi sekülerleşti.

1. İTAAT ÇAĞI: İNANÇSIZ DİNDARLIK

Modern insan kendini özgür sanıyor. Oysa yalnızca itaatin şeklini değiştirdi. Artık inanmıyor ama uyuyor. Sorgulamıyor ama itiraz da etmiyor. Kur’an’ın uyardığı o hâl bugün fazlasıyla tanıdık:

Onlar atalarımızı bu yol üzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz derler.
(Zuhruf Suresi, 23)

Bugün “atalar” yok, ama algoritmalar var. İnsan neye inanacağını değil, neye maruz kalacağını seçiyor. Bu yeni itaat biçimi sessizdir, gönüllüdür ve bu yüzden tehlikelidir.

2. FİRAVUN GERİ DÖNDÜ AMA ÜNİFORMA GİYMİYOR

Firavun denince akla zalim bir figür gelir. Oysa Kur’an Firavun’u yalnızca zulmüyle değil, kurduğu düzenle anlatır:

Firavun yeryüzünde büyüklendi ve halkını gruplara ayırdı.
(Kasas Suresi, 4)

Bugün kimse “ben Firavunum” demiyor. Ama sınıflandırma, fişleme, ayırma ve yönetme hiç bu kadar incelmemişti. Güç artık bağırmıyor; hesaplıyor. Üniforma yok, saray yok; ekran var, veri var, grafik var.

Firavunluk modernleşti.

3. TANRI’SIZ KURTULUŞ VAADİ VE MODERN PUTLAR

Kadim metinlerde kurtuluş insanın içsel dönüşümüyle ilişkilidir. Bugün ise kurtuluş dışsal çözümlerle vaat ediliyor. Daha fazla teknoloji, daha fazla kontrol, daha fazla denetim…

Ama Kur’an uyarısını açık yapar:

Allah, bir kavim kendinde olanı değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez.
(Ra’d Suresi, 11)

Modern dünya bu ayeti tersinden okuyor: “Seni biz değiştiririz.” İşte bu noktada teknoloji araç olmaktan çıkar, putlaşır. İnsanı kurtarması beklenen şey, insanın yerine karar vermeye başlar.

Ve putların ortak özelliği şudur:
Sorumluluk aldırmazlar.

Bu üç başlık tek bir yere çıkar:
Yeni dünya düzeni insanı yok etmiyor. Onu itaatkâr, anlamdan kopuk ve kurtuluşu dışarıdan bekleyen bir varlığa dönüştürüyor.

Asıl soru artık şudur:
 Bu düzen içinde insan kalmak mümkün mü, yoksa insanlık sessizce mi tasfiye ediliyor?

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: